
Nursan ve Aben'in şu an nerede oldukları bilinmiyor. Azattyk (RFE/RL), konuyla ilgili olarak Almatı Emniyet Müdürlüğü Basın Sözcüsü Saltanat Azirbek'e ulaştı. Ancak ne aramalara ne de WhatsApp üzerinden gönderilen sorulara henüz bir yanıt gelmedi.
Astana Emniyet Müdürlüğü Basın Sözcüsü Elmira Shaulenova ise şehir sınırları içindeki polis merkezlerinde Asen Nursan ve Oralhan Aben isimli vatandaşların bulunmadığını açıkladı. Bunun yanı sıra Azattyk, 26 Mayıs'ta, Kazakistan İçişleri Bakanlığına polisin bu vatandaşların seyahat özgürlüğünü hangi gerekçeyle kısıtladığına dair resmi bir soru önergesi sundu. Bu soruya beş gün içinde cevap verilmesi gerekiyor.
Nursan ve Aben, 25 Mayıs günü sabaha karşı kişisel Facebook hesaplarından canlı yayın açarak polisin onların şehre (Astana'ya) ulaşmasını engellediğini söyledi. Anlattıklarına göre polis, "bir şikayet olduğu" bahanesiyle taksi şoförünü yolda durdurmuş ve birkaç saat boyunca gitmelerine izin vermemiştir. "Atayurt" üyesi olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir aktivistin belirttiğine göre, ikili son olarak "Astana'ya yakın köylerden birindeyiz" diye haber vermiştir. Sosyal medyadaki videoda Oralhan Aben, ABD Büyükelçiliğinden davet aldığını ve "Atayurt" hareketinin hüküm giyen 19 aktivistinin davası hakkında bilgi vermeyi amaçladığını ifade ediyor. Aktivistler, polisin taksi şoförünü durdurmasını, kendilerinin Astana'ya gitmesini engellemek için yapılmış bir hamle olarak görüyor. Nursan videoda, "Bizi takip ediyorlar" diyor.
Aynı gün, yani 25 Mayıs'ta, Nurgül İbraeva polis tarafından Almatı'dan Astana'ya hareket etmek üzere olan trenin içinden indirildi.
— "ABD Büyükelçiliği yetkililerinin daveti üzerine Astana'ya gidiyordum. Beni 28 Mayıs'ta kabul edeceklerdi. Görüşme sırasında 'Atayurt' aktivistleri ve 5 yıl hapis cezasına çarptırılan Bekzat Maksuthan'ın davası hakkında konuşmayı planlıyordum. Trenin kalkmasına az bir süre kala bilet aldım. Bir ara iki güvenlik görevlisi ismimi söyleyerek beni aramaya geldi. 'Yürüyün, inmeniz gerekiyor, emir geldi' dediler. Eğer inmezsem zorla indireceklerini söylediler," diyor İbraeva.
Bunun ardından İbraeva, yaklaşık bir buçuk saat demiryolu güvenlik görevlilerinin odasında tutulduğunu anlatıyor. Sonrasında Jetisu ilçesi polisleri olduklarını söyleyen iki görevli gelerek onu Almatı'daki Masanchi Caddesi'nde bulunan şehir emniyet müdürlüğüne götürmüş. Orada polisin yanı sıra sivil kıyafetli iki kişi tarafından sorgulanmış, ancak İbraeva bu kişilerin isimlerini ve görev makamlarını bilmiyor. Kendilerini İbraeva'ya "Kandaşlar (Yurtdışındaki Kazaklar) meselesiyle ilgilenen kişileriz" diye tanıtmışlar.
— "Emniyet binasında iki kişi beni sorguladı. 'ABD Büyükelçiliğine neden gidiyorsunuz, meselenizi neden bu ülkenin içinde anlatmıyorsunuz?' diye sordular. Ben de 'Kocamı haksız yere 5 yıla mahkûm ettiler, çok ağır bir ceza verdiler, bunu söyleyeceğim ve ABD Büyükelçiliğine şikâyette bulunacağım' dedim. 'Gidemezsiniz' dediler. 'Uçakla da, arabayla da, trenle de göndermeyeceğiz, hiçbir şekilde gitmenize izin vermeyeceğiz. Gözetimimiz altındasınız' dediler," diyor İbraeva.
Kadının anlattığına göre, daha sonra tren bileti ile Astana'dan dönüş biletinin ücretinin iade edilmesini talep eden bir dilekçe yazmış. Oradaki görevliler, bilet masraflarını fazlasıyla onun kişisel Kaspi (banka) hesabına yatırmışlar.
Davanın Geçmişi
Bu yıl 13 Nisan'da Taldıkorgan Mahkemesi, "Atayurt" örgütünün 19 aktivistini "etnik düşmanlığı körüklemek" maddesiyle cezai sorumluluğa çekmişti. Sanıkların bir kısmı 5 yıl hapis cezasına çarptırılırken, bazılarına ise özgürlüğü kısıtlama (denetimli serbestlik) cezası verildi. Hepsine üç yıl boyunca toplumsal ve siyasi faaliyetlerde bulunma yasağı getirildi.
Aktivistlerin yargılanmasına, geçen yılın sonbaharında Çin sınırına yakın bir bölgede Çin bayrağı ile Çin lideri Şi Cinping'in fotoğrafını yakarak Doğu Türkistan’daki "yeniden eğitim kamplarında" tutulan Kazakların serbest bırakılmasını ve Çin ile vizelerin kaldırılması anlaşmasının iptal edilmesini talep ettikleri protesto eylemi gerekçe gösterildi.
Uluslararası örgütler bu kararı eleştirerek, insan haklarına ve ifade özgürlüğüne aykırı bulduklarını belirtip kınadılar. BM İnsan Hakları Savunucularının Durumu Özel Raportörü Mary Lawlor, Kazakistan mahkemesinin yargıladığı "Atayurt" örgütü aktivistlerinin davasının adil bir mahkemede yeniden görülmesi çağrısında bulundu. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ise 19 aktiviste verilen mahkeme kararını "adaletsizliğin bir göstergesi" olarak nitelendirerek ayıpladı. Örgüt, 16 Nisan tarihli açıklamasında, aktivistlerin barışçıl protestolarının, Çin'in işgali altındaki Doğu Türkistan’da insan hakları ihlallerine kamuoyunun dikkatini çekmek ve bunları durdurma çağrısı yapmak amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
Kaynak: Azattyk
