Dünya Uygur Kongresi, Eylül 2026 faaliyet bülteninde ay boyunca yürüttüğü uluslararası diplomasi, insan hakları savunuculuğu ve toplumsal çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kongrenin faaliyetleri, Uygur meselesinin uluslararası kurumların gündeminde tutulması, Çin yönetiminin politikalarına ilişkin kaygıların ilgili platformlara taşınması ve diasporadaki Uygur toplumunun güçlendirilmesi başlıklarında yoğunlaştı.
DUK’un paylaştığı bilgilere göre, kongre temsilcileri Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 63. oturumunda açıklamalarda bulundu, Avrupa Parlamentosu üyeleriyle görüşmeler gerçekleştirdi ve Uygur çocuklarının haklarına ilişkin BM mekanizmalarına katılım sağladı. Eylül ayının öne çıkan gelişmelerinden biri de 12-13 Eylül tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen İkinci Uluslararası Uygur Kadınları Toplantısı oldu.
BM İnsan Hakları Konseyi’nde Doğu Türkistan gündemi
DUK Başkan Yardımcısı Zumretay Arkin, 9 Eylül’de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 63. oturumu kapsamında yaptığı açıklamada, Doğu Türkistan’daki insan hakları durumuna dikkat çekti.
Arkin, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin 2022 yılında yayımladığı değerlendirmeye atıfta bulunarak, Uygurlar ve diğer Müslüman topluluklara yönelik ihlaller karşısında üye devletlerin somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 2022 tarihli değerlendirmesinde, Doğu Türkistan’da Uygurlara ve diğer ağırlıklı olarak Müslüman topluluklara yönelik keyfî ve ayrımcı gözaltı uygulamalarının insanlığa karşı suç teşkil edebileceği sonucuna varılmıştı.
DUK, Eylül ayındaki açıklamalarında yalnızca geçmişteki ihlallere değil, devam ettiği belirtilen uygulamalara ve bunların kurumsallaşmasına ilişkin endişelere de dikkat çekti. Zorlayıcı çalışma programları, kültürel ve dinî haklar üzerindeki kısıtlamalar ile Çin’in yeni Etnik Birlik ve İlerleme Yasası, uluslararası toplumun gündemine taşınan başlıca konular arasında yer aldı.
Kongrenin temel talepleri arasında BM değerlendirmesinde yer alan tavsiyelerin uygulanması, ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi ve mağdurlar için etkili adalet mekanizmalarının oluşturulması bulunuyor.
Avrupa Parlamentosu’nda Çin’in yeni yasası ele alındı
DUK ile Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi (UZDM) temsilcileri, eylül ayının ortasında Fransa’nın Strazburg kentinde Avrupa Parlamentosu üyeleriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi.
DUK Başkanı Turguncan Alawdun, DUK’un Avrupa Birliği sorumlusu Bernardo Kaiser ve UZDM Başkanı Dolkun İsa’nın da yer aldığı heyet, Avrupa Parlamentosu üyeleriyle Uygur Türklerinin karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirdi.
Heyetin görüştüğü parlamenterler arasında Hannes Heide, Hannah Neumann, Markéta Gregorová, Engin Eroglu ve İlhan Küçük yer aldı.
Görüşmelerde Çin’in yeni Etnik Birlik ve İlerleme Yasası’nın Uygurlar üzerindeki olası sonuçları, tutuklu Uygurların durumları ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri gündeme getirildi. Ayrıca kitlesel gözaltı ve tutuklama kampanyasının başlangıcından bu yana geçen on yılı değerlendiren bir rapor da parlamenterlere sunuldu.
DUK ve UZDM, Avrupa kurumlarının Uygur meselesine yönelik ilgisinin sürdürülmesini ve insan hakları ihlallerine karşı daha güçlü bir uluslararası tutum geliştirilmesini amaçlıyor.
Kongrenin değerlendirmelerine göre, yeni yasanın özellikle dil, kültür, din ve etnik kimliğin korunması bakımından doğurabileceği sonuçlar yakından izlenmesi gereken konular arasında bulunuyor. Yasanın uygulanmasının Uygur kimliğine yönelik baskıları artırabileceği yönündeki kaygılar, Avrupa Parlamentosu’ndaki temasların önemli başlıklarından birini oluşturdu.
İstanbul’da İkinci Uluslararası Uygur Kadınları Toplantısı
Eylül ayının en önemli toplumsal ve kültürel faaliyetlerinden biri İstanbul’da gerçekleştirildi.
DUK Kadınlar Komitesi, 12-13 Eylül tarihlerinde İkinci Uluslararası Uygur Kadınları Toplantısı’nı düzenledi. Farklı ülkelerden 50’den fazla Uygur kadın, aktivist ve genç katılımcının bir araya geldiği toplantıda, diasporadaki Uygur kadınlarının rolü ve karşılaştıkları sorunlar ele alındı.
ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Almanya, Özbekistan ve Kırgızistan’ın da aralarında bulunduğu farklı ülke ve topluluklardan katılımcıların yer aldığı buluşmada, Uygur kadınlarının toplumsal hayata ve millî davaya katılımının güçlendirilmesi hedeflendi.
Toplantının gündeminde Uygur dilinin ve kimliğinin genç kuşaklara aktarılması, sürgündeki kadınların karşılaştığı güvenlik sorunları, ruh sağlığı, diaspora gençlerinin yaşadığı güçlükler ve kültürel mirasın korunması yer aldı.
Program kapsamında düzenlenen geleneksel Uygur kıyafetlerinin tanıtıldığı “En Güzel Atlas Elbisesi” etkinliğiyle de Uygur kültürünün önemli unsurlarından biri olan geleneksel giyim mirası öne çıkarıldı.
İki günlük toplantı, Uygur kadınlarının önceliklerini ve geleceğe yönelik hedeflerini değerlendiren görüşmelerin ardından İstanbul Uygur Kadınları Bildirisi’nin kabul edilmesiyle sona erdi.
Toplantı, yalnızca kadınların sorunlarının tartışıldığı bir platform olmanın ötesinde, Uygur dilinin, kültürünün ve kimliğinin diaspora şartlarında korunması için ortak çalışma imkânlarının geliştirilmesi açısından da önem taşıdı.
Çin yönetimine tutuklular ve sınır ötesi baskılar çağrısı
DUK, eylül ayında Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Şi Cinping’e yönelik ortak bir açık mektuba da imza attı.
Washington ziyareti öncesinde hazırlanan mektupta, aralarında DUK’un da bulunduğu insan hakları kuruluşları Çin yönetimine vicdan mahkûmlarının serbest bırakılması, sınır ötesi baskı uygulamalarına son verilmesi ve uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle çeliştiği belirtilen yasaların değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Mektupta, tutuklu Uygurların derhâl ve koşulsuz serbest bırakılması talebi öne çıkarıldı. Gulşen Abbas, Ekper Esed, Rahile Davut ve İlham Tohti gibi isimlerin durumları da gündeme getirildi.
İnsan hakları kuruluşlarının kaygıları yalnızca Doğu Türkistan sınırları içerisindeki uygulamalarla sınırlı değil. Yurt dışında yaşayan Uygur aktivistlerinin izlenmesi, aileleri üzerinden baskı kurulması, dijital gözetim ve toplulukların faaliyetlerinin engellenmesi gibi sınır ötesi baskı iddiaları da uluslararası gündemin önemli başlıkları arasında bulunuyor.
DUK’un destek verdiği çağrı, devletlerin ve uluslararası kuruluşların bu tür uygulamaların önlenmesi konusunda daha etkili tedbirler alması gerektiğine işaret etti.
Uygur çocuklarının hakları BM gündeminde
DUK ve UZDM temsilcileri, 30 Eylül’de Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin Çin’e yönelik yaklaşan incelemesi öncesinde düzenlenen ön oturum çalışma grubuna katıldı.
Görüşmelerde Uygur çocuklarının karşı karşıya olduğu belirtilen sorunlar ve çocuk haklarının korunmasına ilişkin endişeler dile getirildi.
Ailelerin birbirinden ayrılması, devlet tarafından işletilen yatılı okullar, ayrımcılık ve Uygur çocuklarının kültürel, dinî ve eğitim hakları toplantıda gündeme getirilen başlıca konular oldu. DUK ve UZDM, komiteye sundukları ortak başvuruyla bu konuların Çin’in insan hakları yükümlülükleri çerçevesinde değerlendirilmesini istedi.
Çocukların aileleriyle, ana dilleriyle ve kültürel çevreleriyle bağlarının korunması, Uygur kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından da önem taşıyor. Bu nedenle BM Çocuk Hakları Komitesi nezdindeki girişim, kongrenin eylül ayındaki uluslararası savunuculuk faaliyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturdu.
Uygur diasporasına yönelik gözetim iddiaları gündemde
Eylül ayında yayımlanan raporlar ve insan hakları değerlendirmeleri, Uygur diasporasına yönelik dijital gözetim ve sınır ötesi baskı iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
Bitter Winter’da ele alınan Anthropic raporu, Çin merkezli aktörlerle ilişkilendirilen bazı faaliyetlerde yapay zekâ sistemlerinin gözetim ve hedef belirleme amaçlarıyla kötüye kullanıldığına ilişkin bulgular içeriyordu. Raporda Uygur savunuculuk kuruluşları ve yurt dışındaki diaspora topluluklarının da hedef alınan gruplar arasında bulunduğu belirtildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ise 16 Eylül’de yürürlüğe giren Çin’in yeni giriş-çıkış düzenlemelerine ilişkin kaygılarını dile getirdi. Kuruluş, düzenlemelerin yetkililere kişilerin ülkeden ayrılmasını engelleme konusunda geniş takdir yetkileri tanıdığına dikkat çekti.
Bu gelişmeler, Uygurların yalnızca ifade, kültür ve din özgürlüğü alanlarında değil, seyahat özgürlüğü ve yurt dışındaki güvenlikleri bakımından da karşı karşıya oldukları risklerin uluslararası kurumlar tarafından izlenmeye devam ettiğini gösteriyor.
Ayrıca 130’dan fazla BM insan hakları uzmanının sınır ötesi baskıların sona erdirilmesi çağrısı yapması, insan hakları savunucularının ve sürgündeki toplulukların korunmasına ilişkin tartışmaların uluslararası ölçekte genişlediğini ortaya koydu.
Japonya’daki Uygur girişimi ulusal basında yankı buldu
DUK’un eylül bülteninde bağlı kuruluşların faaliyetlerine de yer verildi.
Japonya Uygur Derneği, 31 Ağustos’ta Tokyo’da düzenlediği basın toplantısında, Çin’in “iş gücü transfer programı” kapsamında zorla çalıştırıldığını belirten bir Uygur erkeğin tanıklığını kamuoyuyla paylaştı.
Derneğin aktardığına göre söz konusu kişi, yaşadığı yerden yaklaşık 5 bin kilometre uzaktaki bir fabrikada çalışmaya gönderilmiş, daha sonra uluslararası bir dolandırıcılık ağına satılmıştı.
Basın toplantısı Japonya’da Mainichi Shimbun, Yomiuri Shimbun, Asahi Shimbun, Sankei Shimbun ve Nippon TV News gibi medya kuruluşlarında yer buldu. Kyodo News tarafından yayımlanan haberin de 40’tan fazla bölgesel gazetede yeniden yayımlandığı bildirildi.
Bu gelişme, Uygur meselesinin yalnızca diplomatik ve siyasi platformlarda değil, ulusal medya ve kamuoyu üzerinden de gündeme taşınmasına yönelik çabaların bir örneği oldu.
Uygur aydınları ve dava insanları anıldı
DUK, eylül ayında Uygur toplumunun önemli isimlerini de andı.
Uygur arkeolog ve akademisyen Abdukeyum Hoca, 3 Eylül’de Urumçi’de 85 yaşında hayatını kaybetti. Uygur tarihi, arkeolojisi ve yazılı kültürel mirası üzerine çalışmalarıyla tanınan Hoca’nın vefatı üzerine kongre, ailesine ve Uygur toplumuna başsağlığı mesajı iletti.
Kongre ayrıca kurucularından, eski başkan yardımcısı ve gazeteci Perhat Muhammet’in (Yorungkaş) vefatının birinci yıl dönümünü 27 Eylül’de Münih’te düzenlenen anma etkinliğiyle yad etti.
Anma programı, Uygur halkının hakları için çalışan isimlerin katkılarının hatırlanması ve bu mücadelenin tarihsel hafızasının korunması bakımından önem taşıdı.
Eylül faaliyetleri uluslararası dayanışma arayışını öne çıkardı
Dünya Uygur Kongresi’nin Eylül 2026 faaliyetleri, Uygur meselesinin uluslararası kuruluşlar, Avrupa kurumları ve sivil toplum nezdinde gündemde tutulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü ortaya koydu.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ndeki açıklamalar, Avrupa Parlamentosu üyeleriyle yapılan görüşmeler, çocuk haklarına ilişkin girişimler ve Çin yönetimine yöneltilen çağrılar, kongrenin diplomatik faaliyetlerinin temelini oluşturdu. İstanbul’da gerçekleştirilen kadınlar toplantısı ise uluslararası savunuculuk çalışmalarının yanında, Uygur kimliğinin ve kültürel mirasının korunmasına yönelik toplumsal çabaların da devam ettiğini gösterdi.
DUK’un eylül ayı gündeminde öne çıkan ortak nokta, Doğu Türkistan’daki insan hakları durumunun uluslararası toplumun dikkatinde tutulması, tutuklu Uygurların serbest bırakılması, diasporaya yönelik baskı iddialarının araştırılması ve Uygur çocuklarının haklarının korunması oldu.
Kongrenin faaliyetleri, Uygur meselesine ilişkin uluslararası dayanışma ve hesap verebilirlik çağrılarının diplomatik temaslar, insan hakları mekanizmaları ve diaspora çalışmaları üzerinden sürdürülmeye devam ettiğini gösteriyor.





















