Sürgünün en ağır bedeli: Abdusselam Niyas, Doğu Türkistan’da vefat eden annesine mektupla veda etti

Hollanda’da yaşayan Uygur Türkü ve Azad Doğu Türkistan Radyosu’nun kurucusu Abdusselam Niyaz’ın annesi Ayşemhan Hacım, Doğu Türkistan’da hayatını kaybetti. Niyaz, yıllardır göremediği annesine veda mektubunda, anne-oğul arasındaki ayrılığın ve haberleşme yasağının kendileri üzerinde bıraktığı derin izleri anlattı. “Anne, ben yolumdan dönmedim” sözleriyle bitirdiği mektup, sürgün hayatının aileler üzerindeki görünmeyen bedelini gözler önüne serdi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
AI Özet, NİDAİ’ın yapay zekâ desteğiyle oluşturuldu.
Doğu Türkistanlı Abdusselam Niyas, 15 Eylül 2026 tarihinde 85 yaşında Urumçi’de hayatını kaybeden annesi Ayşemhan Hacım’ın ardından duygusal bir mektup kaleme aldı. Siyasi engeller nedeniyle yaklaşık on yıldır annesiyle iletişim kuramadığını ve vefatı sırasında yanında bulunamadığını belirten Niyas,…

Doğu Türkistanlı Uygur Türkü Abdusselam Niyas, yıllardır ayrı kaldığı annesi Ayşemhan Hacım’ın vefatının ardından kaleme aldığı mektupla yaşadığı acıyı ve ailesinin maruz kaldığı uzun ayrılığı anlattı.

Niyas’ın “Öte Dünyadaki Anneme Mektup: Sürgün ve Direnişin Görünmeyen Bedeli” başlığıyla kaleme aldığı mektuba göre Ayşemhan Hacım, 15 Eylül 2026 tarihinde, Urumçi saatiyle 06.00’da 85 yaşında hayatını kaybetti. Niyas, annesinin vefat ettiği sırada yanında olamadığını belirterek, son kez elini tutamamanın ve sesini duyamamanın acısını dile getirdi.

“Elini tutamadım, gözlerine son kez bakamadım”

Niyas mektubunda, annesinin ölüm haberini aldıktan sonra yaşadığı en büyük acının, onun son anlarında yanında bulunamamak olduğunu ifade etti.

Elini tutamadım. Gözlerine son bir kez bakamadım. Kulağına fısıldayıp ‘Anne, ben geldim’ diyemedim” ifadelerini kullanan Niyas, yıllardır devam eden ayrılığın anne-oğul ilişkisini de etkilediğini belirtti.

Mektubunda Niyas, 2016 yılından bu yana annesiyle telefonla konuşmasına, mektuplaşmasına ve iletişim kurmasına izin verilmediğini yazdı. Ona göre anne-oğul arasındaki bağ dahi siyasi engeller nedeniyle kesintiye uğradı.

Niyas, buna rağmen anne ve oğul arasındaki manevi bağın kopmadığını vurguladı. Yıllar boyunca birbirlerinin sesini duyamadıklarını ve yüzünü göremediklerini belirten Niyas, duaların kendilerini birbirlerine bağlayan en önemli unsur olduğunu ifade etti.

Annesinin yıllar önce söylediği sözler hafızasında kaldı

Niyas’ın mektubundaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise annesinin yıllar önce kendisine söylediği sözler.

Niyas, yaklaşık 16 yıl önce annesinin kendisine:

“Oğlum, seçtiğin yoldan dönme. İleriye doğru yürü. Beni düşünüp endişelenme, ben senden razıyım. Yeter ki yolundan sapma.”

dediğini aktarıyor.

Bu sözlerin, özellikle son on yılda yaşadığı gurbet, yalnızlık ve annesine duyduğu özlem sırasında kendisine güç verdiğini belirten Niyas, annesinin “Beni düşünme” sözünü hiçbir zaman unutmadığını ifade ediyor.

Ancak Niyas, kendi mücadelesinin bedelini yalnızca kendisinin ödemediğini de dile getiriyor. “Bu yolun bedelini sadece ben ödemedim; sen de benimle birlikte ödedin” sözleriyle annesinin yaşadığı acıya dikkat çekiyor.

“Benim annem de o kahraman annelerden biriydi”

Mektup yalnızca bir evladın annesine vedası niteliğinde değil. Niyas, kendi annesinin hikâyesinden hareketle benzer ayrılıkları yaşayan Uygur ailelerinin ve annelerin yaşadığı acıya da dikkat çekiyor.

Niyas, özgürlük ve hak mücadelesi veren insanların arkasında çoğu zaman kamuoyunun tanımadığı annelerin bulunduğunu belirterek, bu annelerin yıllarca çocuklarının dönmesini beklediğini, onların nerede ve nasıl yaşadığını bilmeden dua ettiğini ifade ediyor.

Mektupta bu durum “kahramanlığın kimsenin görmediği yüzü” olarak tanımlanıyor.

Niyas’a göre kahramanlık yalnızca meydanlarda bulunmak veya yüksek sesle konuşmak değil; bazen yıllarca sessizce beklemek, evladının yolunun zorlu olduğunu bilmesine rağmen ona “yolundan dönme” diyebilmek ve kendi acısını içinde taşıyarak çocuğuna güç verebilmek anlamına geliyor.

Benim annem de işte o kahraman annelerden biriydi” diyen Niyas, annesinin siyasi bir aktivist olmadığını, meydanlarda konuşmadığını ancak duasıyla oğlunun yanında olduğunu vurguluyor.

On yıl süren sessizlik

Niyas’ın mektubunda öne çıkan bir diğer unsur, anne ve oğul arasındaki uzun iletişimsizlik dönemi.

Mektuba göre Niyas, annesini on yılı aşkın süredir görmedi ve yaklaşık on yıl boyunca sesini duyamadı. Niyas, kendisiyle annesi arasında mektup alışverişine dahi izin verilmediğini belirtiyor.

Bu nedenle annesinin vefatı, yıllardır devam eden ayrılığın geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşması anlamına geldi.

Niyas, “Bu dünyada seninle kavuşamadım. Sen de benim sesimi duyamadın” diyerek yaşadığı acıyı anlatırken, annesinin artık öte dünyaya göçmesiyle aralarına bu dünyanın hiçbir sınırının giremeyeceğini ifade ediyor.

“Bir annenin son arzusu yarım kaldı”

Mektubun en çarpıcı bölümlerinden birinde Niyas, annesinin yaşlılığını oğlu yanında olmadan geçirmek zorunda kaldığına dikkat çekiyor.

Niyas, “Ömrünün son yıllarını oğlunla birlikte geçiremedin. Ben de senin yaşlılığında yanında olamadım. Bu, yüreğimde ömür boyu kapanmayacak bir yaradır” ifadelerini kullanıyor.

Mektupta ayrıca, bir annenin hayattayken son arzusunun evladını son kez görmek olabileceği, ancak bu arzunun gerçekleşememesinin doğurduğu acının herhangi bir siyasi kavramla anlatılamayacağı belirtiliyor.

Niyas, kendi hikâyesinin yalnızca kendisine ve annesine ait olmadığını; ayrılık, bekleyiş ve özlem içerisinde yaşayan çok sayıda ailenin ortak hikâyesini yansıttığını ifade ediyor.

“Halkımın hürriyeti ve vatanımın istiklali için…”

Niyas, annesinin kendisine yıllar önce verdiği “yolundan dönme” mesajını hayatının geri kalanında da taşıyacağını söylüyor.

Mektubunda, annesine verdiği sözü şu ifadelerle aktarıyor:

“Bana ‘İleriye doğru yürü’ demiştin, yürüyeceğim. ‘Yolundan dönme’ demiştin; halkımın hürriyeti, vatanımın istiklali ve adalet için vicdanıma leke sürdürmeden yaşamaya devam edeceğim.”

Niyas’ın annesine yazdığı mektup, böylece kişisel bir yas metninin ötesine geçerek sürgün, aile ayrılığı, özlem ve siyasi mücadele arasında kalan bir evladın kendi hayatına ilişkin muhasebesine dönüşüyor.

“Anne, ben yolumdan dönmedim”

Mektubun sonunda Niyas, annesine duyduğu özlemi dile getirerek, yıllardır içinde taşıdığı ve yüz yüze söyleme fırsatı bulamadığı sözleri kaleme döktüğünü ifade ediyor.

Seni çok özledim anne” diyen Niyas, annesinin duasını ve kendisine verdiği manevi desteği unutmadığını belirtiyor.

Mektubun son cümlelerinde ise annesinin yıllar önce kendisine söylediği sözlere yeniden dönüyor:

Anne, ben yolumdan dönmedim!

Niyas, annesinin ruhuna Allah’tan rahmet dileyerek mektubunu sonlandırıyor ve annesini Allah’a emanet ettiğini belirtiyor.

Bir annenin ardından kalan sözler

Abdusselam Niyas’ın annesine yazdığı mektup, bir evladın annesine vedasının yanı sıra, uzun yıllar birbirinden ayrı kalan ailelerin yaşadığı insani boyutu da ortaya koyuyor.

Ayşemhan Hacım’ın hayatı ve oğluyla yaşadığı ayrılık, Niyas’ın kendi anlatımıyla, Uygur diasporasında ailelerinden uzak yaşamak zorunda kalan insanların taşıdığı özlem ve belirsizliğin kişisel bir örneği olarak aktarılıyor.

Niyas’ın mektubunda annesinden geriye kalan en önemli miras ise tek bir cümlede toplanıyor:

“Yolundan dönme.”

Ve oğlunun annesine son cevabı da yine aynı mektubun sonunda yer alıyor:

“Anne, ben yolumdan dönmedim.”

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir