16 Eylül 2026 tarihli açık mektup, Şi Cinping’in Washington ziyaretine günler kala yayımlandı. Mektuba göre kuruluşlar, Xi’nin ABD’ye gelişi öncesinde insan hakları alanında belirli ve somut adımlar atmasını talep ediyor.
Kuruluşlar, özellikle düşünce mahkûmları ve insan hakları savunucularının serbest bırakılması, Çin dışında yaşayan kişilere yönelik baskının sonlandırılması ve uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle çeliştiği ileri sürülen bazı yasaların yeniden ele alınması çağrısında bulundu.
“Washington ziyareti öncesinde adım atılmalı”
Açık mektupta, Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a yapması beklenen ziyareti doğrudan gündeme getirildi. Kuruluşlar, Çin yönetiminin ziyaret öncesinde insan hakları konusunda adım atmasının, Pekin yönetimine yönelik eleştirileri azaltabileceğini savundu.
Mektupta, “vicdan mahkûmları”, insan hakları savunucuları ve aile üyelerinin faaliyetleri nedeniyle keyfi şekilde gözaltına alındığı belirtilen kişilerin serbest bırakılması talep edildi. Kuruluşlar ayrıca ABD ile bağlantısı bulunan ve daha önce ABD’li siyasetçiler tarafından serbest bırakılması istenen bazı isimleri de tek tek sıraladı.
Listede Uygur akademisyen Rahile Dawut, Uygur aktivist İlham Tohti, Uygur toplumu açısından öne çıkan Gülşen Abbas, Ekpar Asat gibi isimlerin yanı sıra Hong Konglu medya yöneticisi Jimmy Lai, hukukçu Chow Hang-tung, Tibetli din adamı Gedhun Choekyi Nyima ve Çin’deki insan hakları savunucularından Ding Jiaxi ile Gao Zhisheng de yer aldı.
Açık mektupta ayrıca Çin’deki insan hakları savunucuları, gazeteciler, avukatlar, aktivistler ve dini topluluklara yönelik baskılarla ilgili kaygılar dile getirildi.
Uygurlar, Tibetliler ve diğer topluluklara ilişkin iddialar
Mektubu imzalayan kuruluşlar, Şi Cinping’in 2012’nin sonlarında iktidara gelmesinden bu yana Çin’de insan hakları ihlallerinin yaygın ve sistematik hale geldiğini ileri sürdü.
Kuruluşların açıklamasında özellikle Uygurlar ve Tibetliler başta olmak üzere çeşitli toplulukların kültür, kimlik ve dil haklarına yönelik baskı iddiaları gündeme getirildi.
Mektupta ayrıca ifade özgürlüğü, adil yargılanma ve sivil toplum faaliyetleri konusunda da eleştiriler yer aldı.
Hong Kong ve yeni yasalar da gündemde
Açık mektupta Hong Kong’daki siyasi ve sivil alanın daraltıldığı yönündeki eleştiriler de yer aldı.
Kuruluşlar, Hong Kong’un sivil toplum yapısı ve bağımsız medya alanındaki değişikliklere dikkat çekerken, Xi Jinping döneminde kabul edilen bazı yasaların uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle bağdaşmadığını öne sürdü.
Özellikle 2020 Hong Kong Ulusal Güvenlik Yasası ile 2026 tarihli Etnik Birlik ve İlerleme Yasası mektupta örnek gösterildi. Kuruluşlar, bu yasaların yürürlükten kaldırılması veya uluslararası insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi yönünde niyet açıklanmasını istedi.
“Sınır aşan baskı” iddiası
Açık mektubun önemli başlıklarından biri de Çin hükümetinin ülke sınırları dışında yaşayan muhalifler ve insan hakları aktivistleri üzerinde baskı uyguladığı yönündeki iddialar oldu.
Kuruluşlar, bazı imzacıların ABD’de Çin hükümeti, Çin Komünist Partisi yetkilileri veya bunlarla bağlantılı olduğu öne sürülen kişiler tarafından taciz edildiğini, takip edildiğini ya da gözetlendiğini iddia etti.
Ayrıca ABD’de yaşayan bazı aktivistlerin Çin’deki aile üyelerinin, aktivistlerin çalışmaları nedeniyle hedef alındığı ileri sürüldü.
Kuruluşlar, bu tür uygulamaları “sınır aşan baskı” olarak nitelendirirken, ABD ve diğer hükümetlerin bu faaliyetleri soruşturma ve kovuşturma yönündeki girişimlerinden memnuniyet duyduklarını belirtti.
Dalai Lama için de güvenli seyahat çağrısı
Mektuptaki talepler yalnızca Çin’deki tutuklularla sınırlı kalmadı.
İnsan hakları kuruluşları, Çin dışında yaşayan ve aileleri veya topluluklarıyla yeniden bir araya gelmek isteyen kişilerin Çin’e güvenli şekilde seyahat edebilmesinin garanti edilmesini istedi.
Bu kapsamda özellikle 14. Dalai Lama örnek gösterildi. Kuruluşlar, Dalai Lama’nın Çin’e seyahat etmek istemesi halinde güvenli biçimde ülkeye girebilmesinin garanti edilmesi çağrısında bulundu.
Şi’nin ABD ziyaretinde insan hakları başlığı
Şi Cinping’in Washington ziyareti, ABD-Çin ilişkilerinin ekonomik ve stratejik başlıklarının yanı sıra insan hakları konusunun da gündeme gelebileceği bir döneme denk geliyor.
Son dönemde Washington ile Pekin arasında ticaret, teknoloji, yapay zekâ, İran ve ekonomik ilişkiler gibi başlıklarda görüşmeler sürerken, Şi’nin 24 Eylül’de Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi bekleniyor. ABD basınında da ziyaret öncesinde insan hakları dosyalarının gündeme geldiği görülüyor.
Örneğin Hong Konglu medya yöneticisi Jimmy Lai’nin oğlu Sebastian Lai, 16 Eylül’de Washington’da ABD’li yetkililere babasının serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Associated Press’in haberine göre Sebastian Lai, ABD Kongresi’nin Çin ile ilgili komisyonunda yaptığı açıklamada babasının durumunun insani açıdan ele alınmasını istedi.
29 kuruluş imza attı
UHRP tarafından yayımlanan açık mektuba göre çağrı, CHRD öncülüğünde hazırlandı ve toplam 29 kuruluş veya temsilci tarafından desteklendi.
İmzacılar arasında Uygur insan hakları kuruluşlarının yanı sıra Committee to Protect Journalists (CPJ), Reporters Without Borders (RSF), Amnesty International USA, Freedom House, Human Rights Foundation, International Campaign for Tibet, Hong Kong Watch, Safeguard Defenders, Fortify Rights ve çeşitli insan hakları kuruluşları ile araştırma merkezlerinin temsilcileri bulunuyor.
UHRP’nin yayımladığı listede Uygur insan hakları aktivistleri Ruşen Abbas, Rishat Abbas, Omer Kanat ve Zubayra Shamseden gibi isimlerin yanı sıra gazetecilik, hukuk, akademi ve insan hakları alanında faaliyet gösteren çok sayıda isim de yer aldı.
Dört temel talep
Açık mektubun temel talepleri dört ana başlıkta toplanıyor:
1. Tutukluların serbest bırakılması:
Kuruluşlar, düşünce mahkûmları, insan hakları savunucuları ve aile üyelerinin faaliyetleri nedeniyle keyfi şekilde gözaltına alındığı belirtilen kişilerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını istedi.
2. Tartışmalı yasaların değiştirilmesi:
Xi Jinping döneminde kabul edilen ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerini ihlal ettiği ileri sürülen yasaların yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi talep edildi.
3. Çin dışındaki kişilerin güvenli şekilde seyahat edebilmesi:
Çin dışında bulunan ve aileleri veya topluluklarıyla buluşmak isteyen kişilere yönelik seyahat engellerinin kaldırılması çağrısı yapıldı.
4. Sınır aşan baskıya son verilmesi:
Xi’nin ABD ziyareti öncesinde Çin heyeti ve ABD’deki bağlantılarının protesto ve muhalif faaliyetlere karşı baskı veya toplu cezalandırma yöntemlerine başvurmayacağını kamuoyu önünde açıklaması istendi.
“Bu adımlar atılmazsa kaygılar derinleşebilir”
Kuruluşlar, taleplerinin karşılanmaması durumunda Xi Jinping’in Washington ziyaretinin Çin hükümetinin insan hakları konusundaki politikalarına yönelik uluslararası kamuoyu kaygılarını daha da artıracağını savundu.
Mektubun sonunda ise kuruluşların Xi Jinping ile doğrudan görüşmeye hazır olduğu ifade edildi.
UHRP, açıklamayı 16 Eylül 2026 tarihinde yayımladı. Kuruluş, söz konusu metnin CHRD tarafından öncülük edilen ve kendisi dahil 28 insan hakları kuruluşu tarafından desteklenen ortak açık mektup olduğunu belirtti.
Washington’da kritik görüşme öncesi insan hakları dosyası
Xi Jinping’in 24 Eylül’de Washington’da gerçekleştirmesi beklenen temaslar, ABD-Çin ilişkilerinin geleceği açısından çok sayıda başlığın ele alınacağı bir dönemde gerçekleşecek.
İnsan hakları kuruluşlarının açık mektubu ise ziyaret öncesinde Pekin yönetiminin karşı karşıya olduğu insan hakları eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı. Mektubun özellikle Uygurlar, Tibetliler, Hong Kong, siyasi tutuklular ve Çin dışında yaşayan muhaliflere yönelik baskı iddialarını aynı çerçevede ele alması dikkat çekti.
Kuruluşların çağrısının Xi Jinping ve Çin hükümeti tarafından nasıl karşılanacağı ise önümüzdeki günlerde Washington ziyaretinin önemli başlıklarından biri olarak takip edilecek.
İmzacılar:
- Rishat Abbas, Uygur Akademisi Uluslararası
- Ruşen Abbas, Uygur Hareketi
- Zumretay Arkin, Dünya Uygur Kongresi
- Beh Lih Yi, Gazetecileri Koruma Komitesi
- Aleksandra Bielakowska, Sınır Tanımayan Gazeteciler
- Simon Billenness, Soykırımla İşimiz Yok
- Annie Boyajian, Iona Advisory
- Mark Clifford, Hong Kong’da Özgürlük Komitesi Vakfı
- Gila Cotler, Raoul Wallenberg İnsan Hakları Merkezi
- Nadia Daar, Uluslararası Af Örgütü ABD
- Misran Dolan, Uygur Amerikan Derneği
- Olivia Enos, Hudson Enstitüsü
- Jamie Fly, Özgürlük Evi
- Bob Fu, ChinaAid
- Tencho Gyatso, Uluslararası Tibet Kampanyası
- Laura Harth, Safeguard Defenders
- Abdulhakim İdris, Uygur Araştırmaları Merkezi
- Ömer Kanat, Uygur İnsan Hakları Projesi
- Thomas Kellogg, Georgetown Asya Hukuku Merkezi
- Megan Khoo, Hong Kong Watch
- Sophie Luo, Yurttaş Hakları İttifakı
- Sophie Richardson, Çin İnsan Hakları Savunucuları Ağı
- Benedict Rogers, Hakları Güçlendirin
- Zubayra Shamseden, Uygur Hakları Ağı
- Mervyn Thomas, CSW
- Jenny Wang, İnsan Hakları Vakfı
- Tenzin Yangzom, Uluslararası Tibet Ağı
- Adrian Zenz, Komünizm Kurbanları Anıt Vakfı
- Zhou Fengsuo, Çin’de İnsan Hakları ve İnsancıl Çin




















