Trump-Şi görüşmesi öncesi Gülşen Abbas için umut: Uygur doktorun ailesi özgürlük bekliyor

Çin'de sekiz yıldır cezaevinde bulunan 64 yaşındaki Uygur doktor Gülşen Abbas'ın ailesi, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılacak görüşmede Abbas'ın serbest bırakılmasının gündeme getirilmesini istiyor. Aile, Trump'ın daha önce Çinli din adamı Ezra Jin Mingri'nin serbest bırakılmasında oynadığı rolün Gülşen Abbas için de bir emsal oluşturabileceğine inanıyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in bu ay içinde Beyaz Saray’da gerçekleştirmesi beklenen görüşme, Washington-Pekin ilişkilerinin yanı sıra Çin’de tutulan siyasi ve dini mahkûmların durumu açısından da kritik bir gündem oluşturuyor.

Görüşmenin yaklaşması, 2018 yılından bu yana Çin’de cezaevinde bulunan Uygur doktor Gülşen Abbas’ın ailesi için de yeni bir umut doğurdu.

64 yaşındaki emekli doktorun kızı Ziba Murat, Trump’ın annesinin durumunu Şi Cinping’e doğrudan iletmesini ve serbest bırakılması için girişimde bulunmasını istiyor.

Murat, Newsweek’e yaptığı özel açıklamada, Trump’ın Mayıs ayında Çin’de yaptığı görüşmede Çinli Hristiyan din adamı Ezra Jin Mingri’nin durumunu Şi’nin gündemine taşımasını hatırlatarak, benzer bir girişimin annesi için de yapılabileceğini söyledi.

“Başkan Trump’ın bu davayı da gündeme getirebileceğini umuyorum.”

Murat’a göre Gülşen Abbas’ın davası, Çin’in ABD’deki Uygur aktivistlere yönelik baskısının en belirgin örneklerinden biri.

Gülşen Abbas neden tutuklandı?

Gülşen Abbas, Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de doktorluk yaptı.

Ailesinin aktardığı bilgilere göre sağlık sorunları nedeniyle erken emekli olan Abbas, buna rağmen hastalarıyla ilgilenmeye devam etti. Özellikle çevre köylerden tedavi için gelen hastalarla yakından ilgilendiği, hastaneye ulaşmalarına yardımcı olduğu ve bazı durumlarda hastaların doktorlara ulaşabilmesi için bizzat refakat ettiği belirtiliyor.

Ancak Abbas’ın hayatı Eylül 2018’de aniden değişti.

Kız kardeşi Ruşen Abbas, ABD’de Uygurların durumuna ilişkin kamuoyu faaliyetleri yürüten bir aktivist. Ruşen Abbas, Eylül 2018’de Washington’daki Hudson Institute’ta düzenlenen bir panelde Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik politikaları hakkında konuştu.

Konuşmadan yalnızca beş gün sonra, Çin makamları Gülşen Abbas’ı Urumçi’deki evinden aldı.

Ruşen Abbas, kız kardeşinin tutuklanmasının kendi ABD’deki ifade özgürlüğü faaliyetlerine misilleme olduğunu düşünüyor.

“Özgür konuşma hakkımı kullandığım için onu rehin aldıklarına inanıyorum” diyen Ruşen Abbas, kız kardeşinin herhangi bir suç işlemediğini söylüyor.

Aile iki yıl boyunca Abbas’tan haber alamadı

Gülşen Abbas’ın tutuklanmasından sonra ailesi yaklaşık iki yıl boyunca kendisinden herhangi bir haber alamadığını belirtiyor.

Daha sonra Çin devletine bağlı Global Times gazetesinde Ruşen Abbas’ı hedef alan bir haber yayımlandı. Haberde Ruşen Abbas’ın kız kardeşinin varlığını uydurduğu ve başka bir kişinin fotoğrafını kullanarak propaganda yaptığı ileri sürüldü.

Bunun ardından aile, Gülşen Abbas’ın gerçekten tutuklandığını öğrendi.

Ancak Çin makamlarının Abbas’ı daha önce, Mart 2019’da gizli bir duruşmada yargıladığı ve 20 yıl hapis cezasına çarptırdığı bilgisi aileye ancak Aralık 2020’de ulaştı.

Çin tarafından Abbas’a yöneltilen suçlamalar arasında:

  • “Bir terör örgütüne katılmak”
  • “Terör faaliyetlerine yardım etmek”
  • “Toplumsal düzeni bozmak amacıyla kalabalık toplamak”

bulunuyor.

Ailesi ise suçlamaların gerçeği yansıtmadığını ve davanın Ruşen Abbas’ın ABD’deki faaliyetlerine misilleme olarak kullanıldığını söylüyor.

Newsweek’in haberinde ABD hükümeti ve insan hakları kuruluşlarının da suçlamaları “uydurma” veya siyasi nitelikte değerlendirdiği aktarılıyor.

ABD: Çin’in ulusötesi baskısını kınıyoruz

Gülşen Abbas’ın davası, yalnızca Çin’deki insan hakları ihlalleri tartışmasının değil, “ulusötesi baskı” olarak adlandırılan uygulamaların da bir parçası olarak görülüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Newsweek’in Abbas’ın durumu ve Çin’in yurtdışındaki Uygurlara yönelik politikaları hakkındaki sorularına verdiği yanıtta, Çin’in ulusötesi baskı uygulamalarını kınadı.

Bakanlık, Çin’in Uygurlar ve diğer etnik ve dini grupların üyeleri üzerinde baskı kurduğunu ve bazı ülkeleri bu kişileri Çin’e zorla geri göndermeye yönlendirmeye çalıştığını belirtti.

Washington’a göre Çin’e geri gönderilen bazı kişilerin işkence ve zorla kaybedilme riski bulunuyor.

“Bu, transnasyonel baskının en açık örneklerinden biri”

Gülşen Abbas’ın davasını yıllardır takip eden Hudson Institute kıdemli araştırmacısı Olivia Enos, dosyanın Çin’deki siyasi mahkûmlar açısından son derece dikkat çekici olduğunu belirtiyor.

Enos’a göre Abbas’ın, ABD vatandaşı olan kız kardeşinin konuşmasından yalnızca birkaç gün sonra tutuklanması, olayın doğrudan ulusötesi baskıyla bağlantılı olduğuna dair güçlü bir gösterge.

Enos, Gülşen Abbas’ın herhangi bir suç işlediği için değil, ABD vatandaşı kız kardeşinin anayasal ifade özgürlüğünü kullanması nedeniyle hedef alındığını söylüyor.

Bu değerlendirmeye göre Çin, ABD’de yaşayan Uygur aktivistleri doğrudan susturamadığında, onların Çin’de bulunan aile üyelerini baskı unsuru olarak kullanabiliyor.

Abbas’ın ABD’de 24 akrabası bulunuyor

Gülşen Abbas’ın ABD vatandaşı olan 24 akrabası bulunuyor.

Bunların arasında iki kızı, kız kardeşi, erkek kardeşleri ve torunları yer alıyor.

Ancak Abbas, tutuklanmasından bu yana ailesinin yeni nesil üyelerinin büyük bölümünü hiç göremedi.

Kızı Ziba Murat, Newsweek’e annesi tutuklandığında kendi kızının henüz üç aylık olduğunu anlattı.

Murat’ın kız kardeşinin ikinci çocuğu ise Abbas’ın tutuklanmasından dört ay sonra dünyaya geldi.

Dolayısıyla Gülşen Abbas, bazı torunlarını hayatında hiç görmedi.

Sağlık durumu giderek kötüleşiyor

Aileyi endişelendiren en önemli konulardan biri de Abbas’ın sağlık durumu.

Newsweek’e göre Abbas’ın yüksek tansiyonu bulunuyor ve günlük ilaç kullanması gerekiyor.

Ayrıca tedavi edilmeyen makula kaynaklı retina kanamaları nedeniyle her iki gözünde de ciddi görme kaybı, hatta yasal körlük yaşadığı belirtiliyor.

Ailesinin daha önce Kongre’ye verdiği bilgilerde ise osteoporoz ve şiddetli sırt ağrılarından da söz edilmişti. Bu sorunların zaman zaman Abbas’ı haftalarca hareketsiz bıraktığı ifade edildi.

Ailesi sekiz yıldır Abbas’ı görmediği için mevcut sağlık durumunu kesin olarak bilmiyor.

Kızı Ziba Murat’ın sözleriyle:

“Şu anda hangi durumda olduğunu bilmiyorum.”

Kongre’den iki partili destek

Gülşen Abbas’ın serbest bırakılması çağrısı ABD Kongresi’nde de geniş bir siyasi destek buldu.

New Jersey Cumhuriyetçi Temsilcisi Chris Smith tarafından sunulan bir Temsilciler Meclisi kararında, Başkan Trump’tan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapılacak görüşmelerde Abbas’ın da aralarında bulunduğu siyasi ve dini mahkûmların serbest bırakılmasını öncelikli konular arasında ele alması istendi.

Karar, 13 Mayıs’ta Temsilciler Meclisi’nde 414-0 oyla kabul edildi.

Aynı gün Senato da kendi kararını kabul etti.

Böylece Abbas’ın serbest bırakılması talebi, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçiler ve Demokratlar tarafından ortaklaşa desteklenen bir konu haline geldi.

Mike Johnson: Siyasi mahkûmlar gündemde olacak

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Trump-Şi görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamada siyasi mahkûmların gündeme gelmesini beklediğini söyledi.

Johnson, dini özgürlüğün “önemli bir Amerikan ilkesi” olduğunu belirterek Çin’e siyasi mahkûmların serbest bırakılması konusunda baskı yapılması gerektiğini ifade etti.

Johnson ayrıca Ziba Murat’ı bu yılki Birliğin Durumu konuşmasına özel konuğu olarak davet etmişti.

Murat’ın bu davetle Washington’daki en önemli siyasi platformlardan birinde annesinin durumuna dikkat çekme fırsatı bulduğu belirtildi.

Cumhuriyetçi Senatör Grassley de destek verdi

Gülşen Abbas’ın dosyasına Cumhuriyetçi Senatör Chuck Grassley de destek verdi.

Newsweek’e konuşan Grassley, Trump’ın Şi Cinping ile görüşmesinde Abbas’ın durumunu gündeme getirmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Ayrıca eski Senatör, mevcut Dışişleri Bakanı Marco Rubio da yıllardır Uygur meselesini ve Gülşen Abbas’ın durumunu gündeme getiriyor.

Rubio, Senato’daki görevi sırasında Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası’nın (Uyghur Forced Labor Prevention Act) hazırlanmasında önemli rol üstlenmişti.

Biden döneminde aile hayal kırıklığı yaşadı

Gülşen Abbas’ın tutukluluğu üç başkanlık dönemine yayıldı.

Abbas, Donald Trump’ın ilk başkanlığının son iki yılında, Joe Biden’ın dört yıllık başkanlığı boyunca ve Trump’ın ikinci döneminin ilk yıllarında Çin’de tutuldu.

Ailesi özellikle Biden döneminde yaşanan gelişmeler nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyor.

Ziba Murat, Biden yönetimiyle defalarca görüştüklerini ve kendilerine Gülşen Abbas’ın durumunun “öncelik” olduğu söylendiğini aktardı.

Ancak aile, Çin’den serbest bırakılan kişiler arasında Abbas’ın bulunmamasının kendileri açısından büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirtiyor.

Amerikalı mahkûmlar serbest bırakıldı, Abbas içeride kaldı

Biden döneminde Çin’den bazı Amerikalı mahkûmların serbest bırakılması sağlandı.

Pastör David Lin, Eylül 2024’te ABD’ye döndü.

Bunun ardından Mark Swidan, Kai Li ve John Leung aynı yılın ekim ayında bir mahkûm takası kapsamında serbest bırakıldı.

Biden yönetimi sonrasında Ulusal Güvenlik Konseyi, o tarihte Çin tarafından “haksız yere tutuklandığı” kabul edilen tüm Amerikalıların ülkeye getirildiğini açıklamıştı.

Ancak Gülşen Abbas’ın önemli bir farkı vardı:

O bir ABD vatandaşı değil.

Bu nedenle Abbas’ın dosyası, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yurtdışında tutulan Amerikan vatandaşları için kullandığı özel rehine ve tutuklu diplomasisi mekanizmasının kapsamına girmedi.

Ailesi bunun Abbas’ın serbest bırakılması konusunda önemli bir dezavantaj oluşturduğunu düşünüyor.

Trump neden yeni umut olarak görülüyor?

Ailenin Trump yönetimine yönelik beklentisinin arkasında özellikle bir isim bulunuyor:

Pastör Ezra Jin Mingri.

Çinli Hristiyan din adamı Jin Mingri’nin durumu, Trump’ın Mayıs ayında Şi Cinping ile yaptığı görüşmede gündeme geldi.

Trump’ın Şi’ye Jin’in ailesiyle yeniden bir araya gelmesi gerektiğini söylediği ve Jin’in daha sonra ABD’ye döndüğü belirtiliyor.

Jin, 4 Temmuz’da ailesinin yanına ulaştı.

Gülşen Abbas’ın ailesi ve insan hakları savunucuları, bu gelişmenin Çin’deki diğer siyasi mahkûmlar açısından da bir emsal oluşturabileceğini düşünüyor.

Hudson Institute’tan Olivia Enos, Trump’ın zaten bir siyasi mahkûmun serbest bırakılmasını sağlayabildiğini belirterek, sıradaki adımın daha fazla kişinin özgürlüğünü sağlamak olması gerektiğini savunuyor.

Enos’a göre Gülşen Abbas, Trump’ın serbest bırakılmasını isteyebileceği en güçlü adaylardan biri.

Uygurlar için Trump döneminin özel bir anlamı var

Trump yönetiminin Uygur meselesine yaklaşımı da Abbas ailesinin beklentilerini artırıyor.

ABD, Trump’ın ilk başkanlık döneminin son günlerinde Çin’in Uygurlara yönelik uygulamalarını soykırım ve insanlığa karşı suçlar olarak tanımladı.

Dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ocak 2021’de Çin’in Uygurlara yönelik politikasının bu hukuki tanımlara uyduğunu açıkladı.

Biden yönetimi de bu değerlendirmeyi daha sonra sürdürdü.

Çin’in Doğu Türkistan’daki politikaları; kitlesel gözaltılar, zorla çalıştırma, ailelerin ayrılması ve dini-kültürel baskılar gibi çok sayıda iddiayla uluslararası kamuoyunun gündeminde bulunuyor.

Gülşen Abbas’ın davası da bu daha geniş insan hakları tartışmasının içinde yer alıyor.

Aile Trump-Şi görüşmesine kilitlendi

Gülşen Abbas’ın ailesi için Trump ile Şi arasındaki görüşme artık somut bir beklentiye dönüşmüş durumda.

Aile, Trump’ın Şi ile kurduğu kişisel ilişkiyi önemli bir diplomatik avantaj olarak görüyor.

Trump’ın Çin lideriyle daha önce yaptığı görüşmelerde siyasi mahkûmların durumunu gündeme getirmesi de bu beklentiyi güçlendiriyor.

Eski Trump yönetimi Ulusal Güvenlik Konseyi yetkililerinden Sarah Makin de Trump’ın Şi ile ilişkisinin Abbas’ın serbest bırakılması için kullanılabilecek önemli bir diplomatik koz olduğunu düşünüyor.

Makin’e göre Çin’in, ABD’deki Uygur aktivistleri doğrudan etkileyemediğinde onların Çin’deki aile üyelerini baskı aracı olarak kullanması, ulusötesi baskının tipik bir örneği.

Kongre’den geçen ve ilerleyen Transnational Repression Policy Act gibi düzenlemeler de yabancı hükümetlerin ABD vatandaşlarını aileleri üzerinden baskı altına almasının cezalandırılmasını hedefliyor.

“Bir anne ve büyükanne ailesine dönmeli”

Gülşen Abbas’ın ailesinin talebi aslında oldukça basit:

64 yaşındaki doktorun ailesine geri dönmesi.

Ziba Murat, annesinin sağlık sorunları nedeniyle zamanın giderek daha kritik hale geldiğini belirtiyor.

Aile, Trump’ın Şi Cinping ile görüşmesinde Abbas’ın ismini açık biçimde gündeme getirmesinin Çin liderini karar almaya ikna edebileceğine inanıyor.

Ruşen Abbas da kardeşinin serbest bırakılması için çağrısını yineliyor:

“Başkan Trump’ın onun davasını gündeme getirmesi ve bu anne ile büyükanneyi ABD’deki ailesine geri getirmesi son derece önemli.”

Aile, Gülşen Abbas’ın sekiz yılın ardından artık evine dönmesini istiyor.

Trump-Şi görüşmesinin Abbas’ın kaderini değiştirip değiştirmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşecek.

Kaynak: Newsweek — Jesus Mesa ve Leonardo Feldman, “As Trump-Xi Meeting Approaches, Family Sees Chance to Free Uyghur Doctor”, 15 Eylül 2026.

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir