Gulshan’s Light Foundation’ın resmi internet sitesi, yıllardır Çin’de cezaevinde tutulan Uygur doktor Dr. Gülşen Abbas’ın özgürlüğüne kavuşması için yürütülen uluslararası mücadelenin yeni bir platforma taşındığını gösteriyor.
“Bringing Light to Families Torn Apart” (Parçalanmış Ailelere Işık Getirmek) sloganıyla yayın hayatına başlayan vakıf, kendisini yalnızca bir kişi için yürütülen kampanyanın ötesinde, “sınır aşan baskı” nedeniyle parçalanan aileleri bir araya getirmeyi hedefleyen bir girişim olarak tanımlıyor.
Vakıf, kuruluşunun arkasındaki temel hikâyeyi ise Gülşen Abbas’ın ailesinin onu eve döndürme mücadelesi olarak açıklıyor. Sitede, bu mücadelenin zamanla “azim ve savunuculuk” misyonuna dönüştüğü ve benzer durumda bulunan ailelerin sesini duyurmayı amaçladığı belirtiliyor.
2018’de başlayan ve sekizinci yılına giren bir tutukluluk
Emekli doktor Gülşen Abbas, işgal altındaki Doğu Türkistan’ın merkezi Urumçi’de Eylül 2018’de Çin makamlarınca gözaltına alındı.
Birleşmiş Milletler uzmanlarının yayımladığı belgelerde yer alan bilgilere göre Abbas’ın ailesi, kız kardeşi Ruşen Abbas’ın 5 Eylül 2018’de Washington’daki Hudson Institute’da Uygurların durumuna ilişkin yaptığı konuşmadan kısa süre sonra, 11 Eylül’de Gülşen Abbas ile iletişimini kaybetti.
Aile yaklaşık iki yıl boyunca Abbas’ın nerede olduğu ve başına ne geldiği konusunda resmi bir bilgi alamadı.
Daha sonra aile, güvenilir bir kaynaktan Abbas’ın Mart 2019’da gizli bir yargılama sonucunda 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını öğrendi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin de Aralık 2020’de Abbas’ın “terör örgütüne katılmak, terör faaliyetlerine yardım etmek ve toplumsal düzeni bozmak amacıyla kalabalık toplamak” suçlarından hapsedildiğini doğruladı.
Ancak Abbas’ın ailesine, mahkûmiyet kararının dayandığı deliller, yargılama süreci, avukat erişimi, bulunduğu cezaevi ve sağlık durumu hakkında kapsamlı bilgi verilmedi.
BM: Gülşen Abbas’ın tutukluluğu keyfi
Gülşen Abbas dosyasının en önemli uluslararası hukuki boyutlarından biri, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun (Working Group on Arbitrary Detention) değerlendirmesi.
Çalışma Grubu, 2022 yılında Gülşen Abbas, Ekpar Asat ve Qurban Mamut hakkında 88/2022 sayılı görüşünü kabul etti. Karar 2023 yılında BM İnsan Hakları Konseyi belgeleri arasında yayımlandı.
Bu nedenle Abbas’ın tutukluluğunun “hukuksuz” veya “keyfi” olduğu yönündeki ifade yalnızca ailesinin ya da sivil toplum kuruluşlarının değerlendirmesine dayanmıyor; BM’nin ilgili mekanizmasının resmi görüşünde de dosyanın keyfi tutukluluk kapsamında değerlendirildiği görülüyor.
Bu durum, Abbas dosyasını Çin ile insan hakları alanındaki uluslararası tartışmaların önemli örneklerinden biri haline getirdi.
Ailesi yıllardır nerede olduğunu bilmiyor
Dosyanın dikkat çekici yönlerinden biri de Abbas’ın ailesinin yıllardır kendisiyle ilgili sınırlı bilgiye ulaşabilmesi.
BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor tarafından Haziran 2024’te yapılan açıklamada, Abbas’ın ailesinin yaklaşık altı yıl boyunca onun hangi cezaevinde tutulduğunu, mahkûmiyetinde hangi delillerin kullanıldığını ve en önemlisi sağlık durumunun ne olduğunu öğrenemediği belirtildi.
Lawlor, Çin makamlarına Abbas’ın durumu hakkında bilgi verme çağrısında bulundu.
BM uzmanlarının Çin hükümetine gönderdiği ortak iletişimde de Abbas’ın hukuki durumu, bulunduğu yer ve sağlık koşulları hakkında ailesine bilgi verilmemesinden duyulan ciddi endişe ifade edildi. Belgede ayrıca, Abbas’ın tutuklanmasının kız kardeşi Ruşen Abbas’ın ABD’de yürüttüğü Uygur insan hakları savunuculuğuna misilleme niteliği taşıdığı yönündeki iddialar da ele alındı.
Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Abbas’ın tutuklanmasının kız kardeşinin faaliyetlerine misilleme olduğu değerlendirmesi uluslararası insan hakları kuruluşları ve ailesi tarafından dile getiriliyor; Çin makamları ise Abbas’ın tutuklanmasını terör ve kamu düzenine ilişkin suçlamalarla gerekçelendiriyor. Dolayısıyla bu bağlantı haber dilinde bir iddia ve uluslararası insan hakları mekanizmalarının ciddi endişe konusu olarak aktarılmalı.
20 yıllık hapis cezası ve sağlık endişesi
Gülşen Abbas emekli bir hekim. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarında Abbas’ın çeşitli kronik sağlık sorunları bulunduğu bildiriliyor.
Uluslararası Af Örgütü, Abbas’ın 2019’da gizli bir yargılama sonucunda 20 yıl hapse mahkûm edildiğini ve ailesinin karardan ancak yaklaşık 21 ay sonra haberdar olduğunu kaydetti. Örgüt ayrıca Abbas’ın düzenli takip ve tıbbi tedavi gerektiren kronik rahatsızlıkları bulunduğuna dikkat çekti.
ABD Uluslararası Din Özgürlüğü veya İnanç İttifakı’nın 2023 tarihli açıklamasında da Abbas’ın yüksek tansiyon, tekrarlayan migren ve osteoporoz dahil çeşitli kronik rahatsızlıklardan muzdarip olduğu ve düzenli tıbbi tedaviye ihtiyaç duyduğu belirtildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı da Abbas’ı “#WithoutJustCause” siyasi mahkûmlar kampanyası kapsamında gündeme getirmiş, onu Xinjiang’da Eylül 2018’de kaybolan emekli Uygur doktor olarak tanımlamıştı. Bakanlık, ailesinin Abbas’ın 2020’de 20 yıl hapse mahkûm edildiğini öğrendiğini kaydetti.
ABD Dini Özgürlükler Komisyonu’nun (USCIRF) güncel veri tabanında ise Abbas’ın hâlen serbest bırakılmadığı ve 20 yıllık hapis cezasını çektiği belirtiliyor.
Avrupa Parlamentosu da serbest bırakılması çağrısı yaptı
Gülşen Abbas dosyası Avrupa’da da parlamenter düzeyde gündeme geldi.
Avrupa Parlamentosu, 10 Ekim 2024 tarihli kararında Gülşen Abbas’ın durumuna özel olarak yer verdi. Parlamento, Çin makamlarına Gülşen Abbas’ın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Kararda ayrıca keyfi şekilde tutulan kişilere avukat ve tıbbi bakım erişiminin sağlanması, tutukluların nerede bulunduğuna ilişkin bilgi verilmesi ve ailelerin ziyaret haklarının güvence altına alınması talep edildi.
Avrupa Parlamentosu’nun kararında Abbas’ın 20 yıllık hapis cezasının, kız kardeşi Ruşen Abbas’ın Uygurların durumuna ilişkin insan hakları faaliyetleriyle bağlantılı olduğuna dair değerlendirmelere de yer verildi.
Washington’da da dosya yeniden gündemde
Gülşen Abbas’ın serbest bırakılması yönündeki çağrılar 2026 yılında da ABD Kongresi gündeminde yer almaya devam etti.
ABD Temsilciler Meclisi’nde 13 Mayıs 2026 tarihinde kayda geçirilen H. Res. 1259, Çin tarafından tutulan bazı kişilerin serbest bırakılması konusunu ABD yönetiminin Çin liderliğiyle gelecekteki temaslarında önceliklendirmesini öngören bir Kongre girişimi olarak kayda geçti. Belgede Gülşen Abbas da adı açıkça geçen kişiler arasında bulunuyor.
2026 tarihli Kongre kayıtlarında Abbas’ın 11 Eylül 2018’de kaybolduğu, daha sonra gizli yargılamalar sonucunda 20 yıl hapse mahkûm edildiği ve davasına ilişkin ciddi adil yargılanma endişelerinin bulunduğu ifade edildi.
Şimdi yeni bir platform: “Gulshan’s Light”
Tam da bu uzun ve sonuçsuz bekleyişin ortasında Gulshan’s Light Foundation ortaya çıktı.
Vakıf, internet sitesinde amacını “sınır aşan baskının mağdurlarını savunmak ve aileleri yeniden bir araya getirmek” şeklinde ortaya koyuyor.
Sitenin anlatısına göre girişimin merkezinde Gülşen Abbas’ın ailesinin yaşadığı deneyim bulunuyor. Abbas’ın özgürlüğüne kavuşması için verilen mücadele, şimdi benzer şekilde yakınları siyasi baskı nedeniyle tutuklanan veya kaybolan ailelere destek verme misyonuna dönüştürülmek isteniyor.
Vakıf özellikle üç kavramı öne çıkarıyor:
Umut: Tutuklu veya baskı altındaki kişinin arkasında, ayrılığın yükünü taşıyan bir ailenin bulunduğuna dikkat çekiliyor.
Özgürlük: Savunuculuk faaliyetleri ve insani destek yoluyla tutukluların yakınlarına dönmesinin sağlanması hedefleniyor.
Yeniden birleşme: Ailelerin yıllarca süren ayrılıklarının sona erdirilmesi vakfın temel amaçlarından biri olarak gösteriliyor.
Vakıf ayrıca ziyaretçileri çalışmalarına destek vermeye çağırıyor ve internet sitesinde bağış seçeneğine yer veriyor.
“Bir kişinin hikâyesinden daha fazlası”
Gülşen Abbas’ın dosyası, Uygur diasporasının yıllardır dile getirdiği “sınır aşan baskı” tartışmasının da merkezindeki örneklerden biri.
Bu kavram, bir devletin ülke sınırları dışındaki muhalifleri veya insan hakları savunucularını doğrudan hedef almasının yanı sıra, onların başka ülkelerde yaşayan aile üyeleri üzerinde baskı oluşturması iddialarını da kapsıyor.
Abbas dosyasında insan hakları kuruluşları, 2018’de ABD’de Uygurların durumuna ilişkin kamuoyu önünde konuşan Ruşen Abbas ile birkaç gün sonra Çin’de gözaltına alınan kız kardeşi Gülşen Abbas arasındaki zamanlamaya dikkat çekiyor.
BM uzmanları da bu bağlantının araştırılması gerektiği yönünde ciddi endişelerini kamuoyuna açıkladı.
Ancak Çin makamlarının resmi anlatısı farklı. Pekin yönetimi Gülşen Abbas’ın terör ve kamu düzeniyle bağlantılı suçlardan mahkûm edildiğini belirtiyor. Bu nedenle dosyanın hukuki ve siyasi boyutları konusunda tarafların açıklamaları arasında önemli bir görüş ayrılığı bulunuyor.
Gülşen Abbas için mücadele neden yeniden önem kazanıyor?
Gülşen Abbas’ın 2018’de kaybolmasının üzerinden sekiz yıl geçerken, dosyanın uluslararası gündemde tutulması açısından yeni vakfın kurulması dikkat çekiyor.
Çünkü Abbas’ın durumu yalnızca ailesinin kişisel bir trajedisi olarak değil, keyfi tutuklama, adil yargılanma, sağlık hakkı, aileyle iletişim ve sınır aşan baskı gibi birden fazla insan hakları başlığının kesiştiği bir vaka olarak uluslararası kurumların raporlarına yansımış durumda.
BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun görüşü, BM özel raportörlerinin açıklamaları, Avrupa Parlamentosu’nun kararı, ABD yönetiminin #WithoutJustCause kampanyası ve ABD Kongresi’ndeki girişimler, Abbas dosyasının yıllar içinde farklı uluslararası mekanizmalarda gündeme getirildiğini gösteriyor.
Şimdi Gulshan’s Light Foundation, bu uluslararası çabayı aile merkezli yeni bir sivil toplum platformuyla sürdürmeyi hedefliyor.
Vakfın mesajı ise açık: Gülşen Abbas’ın hikâyesinin unutulmaması ve Çin’de tutulan diğer kişilerin ailelerinin de yalnız bırakılmaması.
Bir doktorun eve dönüşünü bekleyen aile
Gülşen Abbas’ın hikâyesi 2018’de başlayan bir kayboluşla sınırlı değil.
Bir emekli doktorun ailesinden koparılması, gizli bir yargılamanın ardından 20 yıl hapse mahkûm edilmesi, ailesinin uzun süre nerede tutulduğunu öğrenememesi ve sağlık durumuna ilişkin belirsizliğin yıllarca devam etmesi, dosyanın insani boyutunu her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
Uluslararası kurumların ve parlamentoların yaptığı serbest bırakma çağrılarına rağmen Abbas hâlen özgür değil.
Yeni kurulan Gulshan’s Light Foundation ise bu sessizliği kırmayı ve Gülşen Abbas’ın adını uluslararası kamuoyunda canlı tutmayı amaçlıyor.
Bir ailenin yıllardır sürdürdüğü “eve dönsün” çağrısı, şimdi yeni bir vakıf aracılığıyla daha geniş bir insan hakları mücadelesine dönüşüyor.






















