Çin rejiminin son sahtekarlığı: Uygur liderlerine dijital tuzak

Dünyanın dört bir yanından insan hakları örgütleri ve aktivistler, Çin rejiminin Uygurlara yönelik baskı politikalarıyla baş etmeye çalışanları susturmak için giderek daha karmaşık yöntemlere başvurduğunu belirtiyor. Uygur Hareketi(CFU), Kurucusu ve İcra Direktörü Ruşen Abbas’ı hedef alan “kötü niyetli ve yapay” bir iftira kampanyasını tüm yönleriyle kınadı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uygur Hareketinin açıklamasına göre, yapay zeka tarafından üretilen deepfake içeriklere ve yanlış iddialara dayanan bu karalayıcı saldırılar, Uygur insan hakları savunucularını susturmak için dezenformasyonun nasıl silah olarak kullanıldığının bir başka örneğini temsil ediyor. Bu asılsız iddialar, Çin hükümeti üzerindeki küresel baskı arttıkça Uygur savunuculuğunu susturmaya ve gayrimeşrulaştırmaya yönelik koordineli bir çabanın parçasıdır.

“Teknolojiyi silah olarak kullanıyorlar”

CFU; uzun süredir, Çin’in yurtdışındaki Uygur aktivistlere yönelik taciz, gözetim ve propaganda faaliyetlerini “ulus ötesi baskı” yani sınırları aşan baskı stratejileri kapsamında sınıflandırıyor. Deepfake içeriğin devreye girmesiyle bu baskı araçlarının evrildiği, artık sadece fiziksel değil dijital alanda da algı operasyonlarının sürdüğü belirtiliyor. Abbas’ın son kitabının yayımlanmasından bu yana bu tür saldırıların ciddi şekilde arttığı ifade ediliyor.

Örneğin, Abbas’ın anılarının yer aldığı kitap “Unbroken: One Uyghur’s Fight for Freedom” yayımlandıktan sonra, bu anıları taklit eden ve Abbas’a ait olmayan diğer kitapların sahte versiyonlarının dolaşıma sokulduğu ifade edildi. Ayrıca Abbas’a ait telefonun, Hong Kong ve Çin menşeli erişim girişimleri aldığı da bildiriliyor; bu, yalnızca fiziksel izleme değil, dijital ve psikolojik baskının da boyutlarını gösteriyor.

CFU’dan çağrı: Medya ve devletler uyumlu olmalı

CFU, bu durum karşısında hem medya kuruluşlarına hem de devlet kurumlarına önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi. Medyanın bu tür sahte içerikleri çürütmek için daha dikkatli olması; platformların, yapay zeka destekli dezenformasyonla mücadele politikalarını acilen güçlendirmesi gerekiyor.

Ruşen Abbas’ın açıklamasıysa net: “Bu sahte iddialar, ÇKP’nin Uygurlara karşı işlediği soykırım suçlarını açığa çıkarma konusundaki savunuculuğumun ve çalışmalarımın yarattığı etkinin doğrudan bir sonucudur” dedi. “İftira niteliğinde içerik üretmek için yapay zekâ deepfake’lerinin kullanılması, çalışmalarımı itibarsızlaştırmak, gerçekliği çarpıtmak ve Uygur halkının çektiği acıları silmek isteyenlerin çaresizliğini göstermektedir. Bu tür saldırıları bir onur nişanı olarak kabul ediyorum. Hiçbir karalama girişimi beni Çin rejiminin suçları hakkında gerçekleri söylemeye devam etmekten alıkoyamaz. Bu bana sadece onların sinirlerine dokunduğumu ve Pekin’i rahatsız ettiğimi hissettiriyor.”

Neden önemli?

Bu tür kampanyalar, yalnızca bir kişinin değil, aynı zamanda bir halkın anlatısını çarpıtmayı amaçlıyor. Medya okuryazarlığının artması, platformların sorumluluğunu yerine getirmesi ve uluslararası topluluğun bu gibi dijital saldırılara karşı uyanık olması, artık her zamankinden daha kritik.

CFU, tüm bu yaşananların ardından, dünya kamuoyunu Uygur hakları savunucularına destek vermeye çağırıyor. Yapay zekânın kötüye kullanımından doğan bu yeni saldırı biçimine karşı sessiz kalmamak gerektiğini vurguluyor.

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir