Dolkun İsa: Şi Cinping Uygurlara karşı soykırım uyguluyor

Uygur aktivist Dolkun İsa, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping döneminde Doğu Türkistan'daki baskı politikalarının sistematik bir kimlik ve kültür asimilasyonuna dönüştüğünü söyledi. İsa, Çin yönetiminin nihai hedefinin Uygur kimliğini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu öne sürerken, Pekin'in yalnızca Uygurları ve Tibetlileri değil, Çin halkının kendisini de tehdit eden otoriter bir yönetim kurduğunu söyledi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
AI Özet, NİDAİ’ın yapay zekâ desteğiyle oluşturuldu.
Uygur aktivist Dolkun İsa, Çin'in Doğu Türkistan'daki politikalarının Şi Cinping döneminde asimilasyon boyutunu aşarak sistematik bir soykırıma dönüştüğünü belirtiyor. Gençliğinde Çin'de öğrenciyken barışçıl protesto hakkının var olduğunu vurgulayan İsa, günümüzde ise Uygur kimliğini, kültürünü ve dini değerlerini yok…

Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’da Uygurlara yönelik politikaları uluslararası kamuoyunda uzun süredir insan hakları ihlalleri, zorla asimilasyon, kitlesel gözaltılar ve kültürel baskı iddiaları üzerinden tartışılıyor. Uygur aktivist Dolkun İsa ise bu politikaların artık yalnızca ayrımcılık olarak tanımlanamayacağını, Şi Cinping’in iktidara gelmesinin ardından “soykırımcı bir politikaya” dönüştüğünü söylüyor.

İsa, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Infobae’ye verdiği röportajda, hem kendi yaşam öyküsünü hem de Çin yönetiminin Uygur toplumuna yönelik politikalarını anlattı.

“Şi Cinping döneminde politika radikalleşti”

Dolkun İsa, Çin’in Aksu kentinde doğdu. Üniversite yıllarında Uygur öğrencilerin eğitim koşullarının iyileştirilmesi için çalışmalar yürüttüğünü ve kırsal bölgelerde eğitim faaliyetleri organize ettiğini belirten İsa, 1984-1988 yılları arasında Sincan Üniversitesi’nde fizik eğitimi aldığını söyledi.

İsa’ya göre o dönemde de Uygurlara yönelik ayrımcılık bulunuyordu ancak toplumun protesto gösterileri düzenleyebilmesi ve hükümetle iletişim kurabilmesi mümkündü.

Ancak Uygur aktivist, Çin yönetiminin politikalarının zaman içerisinde giderek sertleştiğini ve Şi Cinping’in 2013’te iktidara gelmesiyle birlikte bunun yeni bir aşamaya geçtiğini belirtiyor.

İsa, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik politikasının “asimilasyon ve ayrımcılıktan soykırımcı bir politikaya” dönüştüğünü ifade ediyor.

Bu değerlendirme, İsa’nın kişisel deneyimleri ve Uygur diasporasının Çin yönetimine yönelik suçlamaları çerçevesinde aktarılıyor. Çin hükümeti ise Doğu Türkistan’daki politikalarını terörizm, aşırılıkçılık ve bölücülükle mücadele ve ekonomik kalkınma politikaları kapsamında savunuyor.

Üniversiteden uzaklaştırıldı, sürgüne çıktı

İsa’nın aktivizm süreci gençlik yıllarında başladı. Uygur öğrencileri örgütleyerek kırsal bölgelerde eğitim faaliyetleri yürüttüğünü belirten aktivist, aynı zamanda daha iyi yaşam koşulları, eşitlik ve demokratik seçim taleplerini dile getiren protestolara öncülük etti.

Bu faaliyetlerin Çin yönetimi tarafından tehdit olarak görüldüğünü söyleyen İsa, üniversiteden uzaklaştırıldığını ve ev hapsine alındığını belirtti.

Daha sonra Çin’den ayrılan İsa önce Türkiye’ye, ardından Almanya’ya gitti ve burada siyasi sığınma talebinde bulundu. Üç yılı aşkın süredir doğduğu topraklara dönemediğini ve ailesinin bazı üyelerinden uzun zamandır haber alamadığını anlatan İsa, Çin yönetiminin kendisini kara listeye aldığını ifade ediyor.

Uygur aktivistin uluslararası alandaki faaliyetleri de bununla sınırlı kalmadı. İsa, Dünya Uygur Kongresi’nin üçüncü başkanı olarak görev yaptı ve halen Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi’nin başkanlığını yürütüyor.

İsa’ya göre bu faaliyetleri nedeniyle yalnızca Çin’de değil, üçüncü ülkelerde de baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldı.

“Amaç Uygur kimliğini tamamen ortadan kaldırmak”

İsa’nın röportajda üzerinde en fazla durduğu konulardan biri, Çin yönetiminin Uygur toplumunun kültürel ve dini kimliğine yönelik politikaları oldu.

Uygur aktivist, Pekin yönetiminin yalnızca siyasi muhalefeti bastırmayı değil, Uygurların kimliğini oluşturan dil, din, kültür ve toplumsal bağları da ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi.

İsa’nın değerlendirmesine göre Şi Cinping yönetiminin temel hedefi, Uygur kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılmasını engellemek.

Bu nedenle Doğu Türkistan’daki uygulamaların yalnızca güvenlik politikaları olarak değerlendirilemeyeceğini savunan İsa, yaşananların toplumun tamamını dönüştürmeye yönelik daha geniş kapsamlı bir politika olduğunu belirtiyor.

Aktivist, “Çin Komünist Partisi’nin yalnızca Uygurlar ve Tibetliler için değil, Çin halkının kendisi için de tehdit oluşturduğunu” savunarak Şi Cinping’in politikalarının daha geniş bir otoriter dönüşümün parçası olduğunu belirtiyor.

Doğu Türkistan’daki kamplar ve gözaltılar

Uygurlara yönelik baskı iddialarının merkezinde Doğu Türkistan’daki gözaltı ve “mesleki eğitim” merkezleri bulunuyor.

İsa, bu merkezlerde tutulan Uygurların ağır koşullara maruz bırakıldığını ve sistemin toplumu siyasi, dini ve kültürel açıdan yeniden şekillendirmek amacı taşıdığını söylüyor.

Uygur örgütleri ve insan hakları kuruluşları yıllardır Çin’in Doğu Türkistan politikasını eleştirirken, Pekin yönetimi söz konusu merkezlerin “mesleki eğitim ve aşırılıkçılıktan arındırma” amacı taşıdığını savunmuştu.

Bununla birlikte Doğu Türkistan’daki uygulamalara ilişkin uluslararası değerlendirmeler, bölgedeki insan hakları durumunun ciddi biçimde tartışmalı olduğunu ortaya koydu.

İsa’nın Buenos Aires ziyareti sırasında dikkat çeken gelişme

Dolkun İsa’nın Arjantin ziyareti de Çin’in Uygur politikalarının ülke sınırları dışında yarattığı tartışmayı gündeme taşıdı.

İsa’nın Buenos Aires’te katılması planlanan bir etkinliğin, Çin Büyükelçiliği’nin girişiminin ardından iptal edildiğini belirten Infobae’ye göre etkinlik, Latin Amerika’nın Açılımı ve Kalkınması Merkezi (CADAL) tarafından organize edilmişti.

Etkinlikte 21. yüzyılın totaliter rejimleri üzerine bir tartışma yapılması ve İsa’nın da konuşmacı olarak yer alması planlanıyordu.

İsa’nın aktardığına göre Çin Büyükelçiliği’nin girişimi sonrasında Arjantin Dışişleri Bakanlığı ve Buenos Aires Şehir Yasama Meclisi etkinlikle ilgili adımlar attı ve program gerçekleştirilemedi.

Bu gelişme, Pekin’in Uygur meselesi konusunda yalnızca Çin sınırları içerisinde değil, yurt dışındaki Uygur aktivistlerin faaliyetleri üzerinde de baskı kurmaya çalıştığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getirdi.

Çin’in Uygur politikası uluslararası tartışmanın merkezinde

Doğu Türkistan’daki uygulamalar son yıllarda ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından ağır biçimde eleştirildi. Bazı hükümetler ve parlamentolar Çin’in Uygurlara yönelik uygulamalarını “soykırım” veya insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirirken, Çin bu suçlamaları reddediyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Doğu Türkistan’a ilişkin değerlendirmeleri de bölgede ciddi insan hakları ihlalleri konusunda uluslararası endişeleri gündeme getirmişti.

Dolkun İsa ise bu tartışmanın yalnızca diplomatik açıklamalar düzeyinde kalmaması gerektiğini savunuyor. Aktiviste göre uluslararası toplumun Çin yönetimine karşı daha güçlü bir siyasi ve hukuki baskı oluşturması gerekiyor.

Ailesinden haber alamıyor

İsa’nın anlatımında dikkat çeken bir diğer unsur ise kendi ailesinin yaşadığı trajedi.

Çin’den ayrılmasının ardından ailesinin bazı üyeleriyle bağlantısını kaybettiğini belirten İsa, uzun yıllardır doğduğu topraklara geri dönemediğini ifade ediyor.

Bu durum, yurt dışında yaşayan çok sayıda Uygur aktivistin dile getirdiği “ulusötesi baskı” iddialarının da bir parçası olarak görülüyor. Uygur diasporası, Çin yönetiminin yalnızca Doğu Türkistan’daki akrabaları üzerinden değil, yurt dışında yaşayan aktivistler ve onların aileleri üzerinden de baskı kurduğunu söylüyor.

İsa açısından ise mesele kişisel bir sürgün hikâyesinin ötesinde. Aktivist, kendi yaşadıklarını Uygur toplumunun tamamının maruz kaldığını düşündüğü daha geniş kapsamlı bir politikanın parçası olarak değerlendiriyor.

“Artık protesto etmek bile mümkün değil”

İsa, 1980’li yıllarla bugünkü dönem arasındaki en önemli farklardan birinin ifade ve protesto özgürlüğünün ortadan kalkması olduğunu söylüyor.

Üniversite yıllarında Uygurların sokaklara çıkabildiğini, taleplerini hükümete iletebildiğini ve toplumsal faaliyetler gerçekleştirebildiğini belirten İsa, bugün aynı şeyin mümkün olmadığını söylüyor.

Ona göre Çin yönetiminin güvenlik politikaları, Uygurların yalnızca siyasi faaliyetlerini değil, gündelik yaşamlarını ve kimliklerini de kontrol eden kapsamlı bir sisteme dönüştü.

Bu nedenle İsa, Şi Cinping dönemini Uygur toplumunun geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

Uygur meselesi yeni bir insan hakları sınavı

Dolkun İsa’nın açıklamaları, Çin’in Doğu Türkistan politikalarının uluslararası kamuoyunda neden hâlâ tartışılmaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Pekin yönetimi bölgedeki uygulamaların terörizm ve aşırılıkçılıkla mücadele, ekonomik kalkınma ve toplumsal istikrar amacı taşıdığını savunurken, Uygur aktivistler ve bazı uluslararası kuruluşlar bunun çok daha kapsamlı bir baskı ve asimilasyon politikasının parçası olduğunu söylüyor.

İsa’nın “soykırım” nitelemesi de bu tartışmanın en ağır suçlamalarından birini oluşturuyor.

Uygur aktiviste göre Şi Cinping döneminde Çin yönetiminin temel amacı, Uygur toplumunu yalnızca siyasi açıdan kontrol altında tutmak değil; Uygurların tarihsel, dini ve kültürel kimliğini zaman içerisinde ortadan kaldırmak.

İsa’nın sözleriyle ifade etmek gerekirse, mücadele yalnızca bugünkü hak ihlallerinin sona erdirilmesiyle sınırlı değil. Asıl mesele, Uygur kimliğinin gelecekte varlığını sürdürebilip sürdüremeyeceği.

Dolkun İsa, bu nedenle uluslararası toplumun Doğu Türkistan’daki gelişmeleri yalnızca Çin’in iç meselesi olarak görmemesi gerektiğini savunuyor.

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir