Uygur Türkçesinin korunması ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin belgelenmesi için çalışmalar yürüten Abduweli Ayup, Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenecek bir bilimsel sempozyumda, Uygur çocukların ailelerinden koparılması ve ana dillerinden uzaklaştırılması meselesini gündeme getirecek.
Norveç’te yaşayan Ayup’un, 24 Ekim’de Sorbonne Üniversitesi’nde gerçekleştirmesi planlanan sunumunda, Doğu Türkistan’daki yatılı okul ve anaokulu uygulamalarının Uygur dilinin geleceğine etkilerini ele alması bekleniyor. Ayup, kendi araştırma ve belgelendirme çalışmalarına dayanarak Kaşgar bölgesinde 47 bin Uygur çocuğun ebeveynlerinden ayrıldığını söylüyor.
“Uygur Türkçesi çocukların hayatından siliniyor”
Ayup’un üzerinde duracağı temel başlıklardan biri, çocukların ailelerinden uzakta eğitim görmeleri nedeniyle ana dilleriyle kurdukları bağın zayıflaması.
Uygur aktivist, yatılı eğitim kurumlarında kalan çocukların Çince konuşmaya yönlendirildiğini ve Uygur Türkçesinin gündelik hayattaki kullanım alanlarının daraltıldığını belirtiyor. Ayup’a göre çocukların aileleriyle görüşmelerinin sınırlandırılması ve evde hangi dili konuştuklarının takip edilmesi de bu sürecin önemli unsurları arasında bulunuyor.
Aktivist, bazı çocukların yılın 270 gününe kadar yatılı kurumlarda kaldığını belirterek, bu koşulların ana dilin aile içinde ve yeni nesiller arasında aktarılmasını ciddi biçimde zorlaştırdığını ifade ediyor.
Ayup’un açıklamalarında, çocukların evde Uygur Türkçesi konuşmaları hâlinde ailelerinin yaptırımlarla karşılaşabileceği iddiası da yer alıyor. Bu uygulamaların, dil üzerindeki baskının yanı sıra ailelerin çocuklarıyla kendi kültürel değerlerini paylaşma imkânını da etkilediği belirtiliyor.

Dilin ortadan kaldırılması tehlikesine dikkat çekilecek
Ayup, sunumunda “linguisit” olarak da anılan, bir dilin politikalar veya zorlayıcı uygulamalar yoluyla ortadan kaldırılması sürecini ele alacak. Uygur Türkçesinin kamusal alanlardaki görünürlüğünün azaltıldığını savunan aktivist, dilin yalnızca eğitim kurumlarında değil, günlük yaşamda da baskı altında olduğunu ifade ediyor.
Bu çerçevede çocukların ana dillerinden uzaklaşmasının, Uygur toplumunun kültürel hafızası ve kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.
Avrupa Uygur Akademisi tarafından düzenlenen bilimsel toplantının, Avrupa’da faaliyet gösteren Uygur akademisyenleri, mühendisleri, sanatçıları, yazarları ve genç girişimcileri bir araya getirmesi planlanıyor. Etkinlikte Uygur dilinin ve kültürel mirasının korunmasının yanı sıra diaspora gençlerinin bilim, teknoloji ve iş dünyasındaki imkânları da ele alınacak.
Çin’in etnik birlik yasası da gündemde
Ayup’un Paris’teki sunumunda üzerinde duracağı bir diğer konu ise Çin’de 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası olacak.
Dünya Uygur Kurultayı, söz konusu düzenlemenin Uygurlar gibi farklı etnik toplulukların Çin ulusal kimliği içinde asimile edilmesini kolaylaştırabileceği yönünde eleştirilerde bulundu. Ayup da yasanın Uygur kimliği, ana dili ve kültürel faaliyetler üzerindeki etkilerine ilişkin endişelerini dile getiriyor.
Aktivist, düzenlemenin Çin dışında yaşayan Uygurların ifade özgürlüğü, çocuklarını Uygur okullarına gönderme ve kültürel etkinliklere katılma imkânları bakımından da riskler taşıdığını söylüyor.
Belgeler ve tanıklıklar üzerinden çalışma yürütülüyor
Ayup’un Norveç’te kurucu ortakları arasında bulunduğu kâr amacı gütmeyen Uyghur Hjelp kuruluşu, Doğu Türkistan’daki gözaltılar, ailelerin yaşadıkları ve kültürel mirasa yönelik müdahaleler hakkında belgeleme faaliyetleri yürütüyor.
Ayup, çalışmalarında açık kaynaklardan yararlandıklarını, tanıklıkları doğrulamak için kimlik ve olay bilgilerini karşılaştırdıklarını belirtiyor. Uydu görüntüleri ve Google Earth gibi araçların da bazı iddiaların kontrol edilmesinde kullanıldığını aktarıyor.
Bununla birlikte, tanıkların Çin’de yaşayan yakınlarının zarar görmesinden endişe etmesi, bilgi toplama ve doğrulama sürecini güçleştiriyor. Bu nedenle kuruluş, bazı kaynakların kimliklerini ve güvenliklerini korumak amacıyla bilgileri kamuoyuyla paylaşırken belirli ayrıntıları gizli tutuyor.
Ayup, çalışmalarının yalnızca gözaltına alınan kişilerin sayısını ortaya koymakla sınırlı kalmadığını, bu kişilerin kim olduklarını ve hayat hikâyelerini belgelemeye de odaklandığını ifade ediyor. Kuruluşun, tutuklanan Uygur yazarların hayatlarını ve eserlerini görünür kılmaya yönelik yeni yayın çalışmaları da bulunuyor.
Paris’teki toplantının, Doğu Türkistan’da Uygur çocukların ailelerinden ayrılması ve ana dillerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarına ilişkin iddiaların uluslararası kamuoyunda tartışılmasına katkı sunması bekleniyor. Ayup’un temel hedefi ise yürüttüğü belgeleme faaliyetleri aracılığıyla yaşananları görünür kılmak ve sorumluların hesap vermesine yönelik uluslararası farkındalığı artırmak.






















