Rusya’da siyasi gerekçelerle hapsedildiği uluslararası insan hakları örgütleri tarafından dile getirilen Tatar matematikçi Azat Miftakhov ve davası ile ilgili olarak Solidarité FreeAzat (Azat’la Dayanışma) Derneği) Başkanı Marie-Laetitia Garric Gribinski, Haber Nida’nın sorularını cevaplamaya devam ediyor.
Bu önemli röportajın 3. ve son bölümünü yayınlıyoruz.
1. Bölümü okumak için tıklayınız.
2. Bölümüokumakiçintıklayınız..
“Rusya’nın geleceği konusunda kesin konuşmak mümkün değil”
Haber Nida: Bugünkü tabloya rağmen Rusya’da bağımsız akademinin ve sivil toplumun geleceği konusunda umutlu musunuz?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Bu, cevaplaması en zor sorulardan biri.
Bugün Rusya’da bir tarafta giderek ağırlaşan baskılar, diğer tarafta ise farklı biçimlerde devam eden direniş örnekleri var.
Hangi tarafın geleceği belirleyeceğini bugünden söylemek mümkün değil.
Yine de umut veren gelişmeler yaşanıyor.
Örneğin bazı bölgelerde tarih öğretmenleri, savaş propagandası içerdiğini düşündükleri dersleri anlatmayı reddetti.
Bunlar küçük gibi görünen ama toplumun vicdanını gösteren önemli örneklerdir.
“Bir insanın hayatını değiştirebildiğim anı hiç unutmayacağım”
Haber Nida: Azat için yürüttüğünüz çalışmalar boyunca sizi en çok etkileyen an hangisiydi?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Aslında iki an benim için unutulmaz.
Birincisi, Azat’ın birlikte mücadele ettiği aktivistlerden birinin Fransa’ya güvenli şekilde ulaşmasını sağlayabildiğimiz süreçti.
Bu kişi cezaevindeydi ve pasaportu bile yoktu.
Fransa Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Fransız büyükelçilikleriyle uzun süren diplomatik girişimler yürüttük.
O süreç o kadar karmaşıktı ki, sınırı geçtiği gece yarısı sınır görevlileri beni telefonla arıyordu.
Onu Paris Havalimanı’nda karşılamak hayatım boyunca unutamayacağım anlardan biri oldu.
Bugün kendisi yeniden bilimsel çalışmalarına devam ediyor ve Fransa’nın saygın araştırma kurumlarından birinde görev yapıyor.
Bir insanın hayatının hapishaneden laboratuvara dönüşmesine katkı sağlayabilmek benim için tarifsiz bir mutluluktu.
Belki de gelecekte yapacağı bilimsel çalışmalar insanlığa katkı sunacak.
“Azat’ın mektubu bana insanlığın ne olduğunu yeniden hatırlattı”
İkinci unutamadığım an ise Azat’ın Dimitrovgrad Cezaevi’nden gönderdiği ilk mektubu almamdı.
Bu mektup Fransız matematikçi Bernard Randé’ye yazılmıştı.
Bernard, Azat’a yıllardır çözülemeyen matematik problemlerinden birini göndermişti.
Azat mektubunda, kendisine yeni bir matematik problemi gönderilmesinin, özgürlüğün nefesini hissettirdiğini yazıyordu.
Daha sonra çözümünü anlattığı altı sayfalık el yazmasını gördüğümde gerçekten çok duygulandım.
O an şunu düşündüm:
Solidarité FreeAzat yalnızca bir kampanya yürütmüyor.
İnsanlar arasında bağ kuruyor.
Bilimi, kültürleri ve farklı dilleri buluşturuyor.
Bugün birçok hükümet insanları birbirinden ayırmaya çalışırken biz tam tersini yapıyoruz.
İnsanları ortak değerler etrafında bir araya getiriyoruz.
“Özgürlüğüne kavuştuğunda ona sakladığımız bütün mektupları vereceğim”
Haber Nida: Azat yarın serbest bırakılsa ona söyleyeceğiniz ilk cümle ne olurdu?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
İlk yapacağım şey, yıllardır onun için sakladığımız kutuyu kendisine vermek olacak.
Bu kutunun içinde dünyanın dört bir yanından gönderilen mektuplar…
Çocukların yaptığı resimler…
Kartpostallar…
Gazete kupürleri…
Ve onun özgürlüğü için düzenlenen etkinliklere ait bütün belgeler bulunuyor.
Sonra ona yalnızca şunu söyleyeceğim:
“Artık özgür bir insan olarak hayatını yaşa.”
Ama aslında Azat hiçbir zaman özgürlüğünü kaybetmedi.
Çünkü bize gösterdi ki insan, demir parmaklıklar arasında bile özgür düşünebilir.
Bilim üretmeye devam edebilir.
Benim küçük oğlum her gün okuldan geldiğinde bana aynı soruyu soruyor:
“Anne, Azat’ı serbest bıraktılar mı?”
O gün geldiğinde ilk kez ona şunu söyleyebileceğim:
“Evet…
Azat artık serbest.”
Ama aslında Azat zaten her zaman özgürdü.
Çünkü Azat, Tatarcada “özgür” anlamına geliyor.
“Bilim insanları birbirlerine sahip çıkmak zorundadır”
Haber Nida: Azat’ın hikâyesini takip eden genç araştırmacılara ve öğrencilere ne söylemek istersiniz?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Her şeyden önce onlara teşekkür etmek isterim.
Kendi araştırmalarının dışına çıkıp baskı gören meslektaşlarının durumuyla ilgilenmeleri çok değerli.
Bilim yalnızca bilgi üretmek değildir.
Bilim aynı zamanda hakikati aramaktır.
Hakikatin olduğu yerde ise özgürlük vardır.
Bu nedenle hiçbir araştırmacı, baskıya uğrayan meslektaşlarına kayıtsız kalmamalıdır.
Azat’ın bugün onların desteğine ihtiyacı var.
“Türkiye’den de destek bekliyoruz”
Haber Nida: Haber Nida okurlarına Azat Miftakhov ve diğer siyasi tutuklular için ne söylemek istersiniz?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Öncelikle bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim.
Dünyanın her yerindeki sivil toplum kuruluşlarını Azat’ın serbest bırakılması ve işkencenin sona erdirilmesi çağrımıza destek vermeye davet ediyorum.
Bu bildiriyi imzalayan her yeni kuruluş Azat’ın özgürlüğüne giden yolda yeni bir adım anlamına geliyor.
Şu ana kadar Türkiye’den hiçbir kuruluşun bildirimize imza atmamış olması dikkat çekici.
Türk sivil toplumunun da bu uluslararası dayanışmaya katılmasını içtenlikle arzu ediyoruz.
Bireysel olarak destek vermek isteyen herkesi de bizimle iletişime geçmeye davet ediyoruz.
Azat’a mektup yazabilirler.
Onun hikâyesini daha fazla insana anlatabilirler.
Çünkü bazen küçük görünen bir dayanışma hareketi bile büyük değişimlerin başlangıcı olabilir.
“Azat artık aynı zamanda ezilen halkların da sembolü”
Haber Nida: Haber Nida’nın önemli bir bölümü Kırım Tatarları ve İdil-Ural Tatarları tarafından takip ediliyor. Azat’ın Tatar kimliği uluslararası kamuoyunun ilgisini etkiledi mi?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Derneğimizi kurduğumuz ilk dönemde Azat’ın Tatar kimliği üzerinde özellikle durmuyorduk.
Ancak Dünya Tatar Kongresi’nin bizimle temasa geçmesinden sonra bunun ne kadar önemli olduğunu fark ettik.
Tatar halkı Sovyet döneminde çok ağır baskılar yaşadı.
Bazı ülkeler bu baskıları soykırım olarak değerlendiriyor.
Bugün Azat yalnızca siyasi bir tutuklu değil.
Aynı zamanda baskıya uğramış halkların da sembollerinden biri hâline geliyor.
Bu nedenle kısa süre önce Fransa’nın Saint-Denis Belediye Başkanı’na Azat’a “Fahri Hemşehrilik” verilmesini öneren bir mektup gönderdik.
Bu mektup Tatar Şurası ile Free Buryatia Foundation tarafından da imzalandı.
Bu dayanışma bizim için çok anlamlı.
“Etnik kimliği nedeniyle hedef alındığını söylemek için elimde kanıt yok”
Haber Nida: Sizce Azat’ın yaşadıkları Rusya’da etnik azınlıklara yönelik daha geniş baskının bir parçası mı?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Azat’ın özellikle Tatar olduğu için hedef alındığını söyleyebilmem mümkün değil.
Bununla ilgili doğrudan kanıtım yok.
Ancak Rusya’da tarih boyunca baskı gören bir halkın mensubu olmasının, yetkililerin ona karşı daha kolay ve daha sert davranmasını mümkün kılmış olabileceğini düşünüyorum.
Bu ihtimali göz ardı edemeyiz.
“Dayanışma ağımız Azat’tan sonra da devam edecek”
Haber Nida: Azat serbest kaldığında Solidarité FreeAzat çalışmalarını sona erdirecek mi?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Hayır.
Derneğimiz yalnızca Azat için kurulmadı.
Azat önceliğimiz.
Ancak amacımız, ülkesi ne olursa olsun halkını savunduğu için hapse atılan insanlara destek vermektir.
Azat özgürlüğüne kavuştuğunda da bu mücadele devam edecek.
“Bize miras kalmasını istediğim şey uluslararası dayanışmadır”
Haber Nida: Beş yıl sonra geriye baktığınızda FreeAzat kampanyasının nasıl hatırlanmasını istersiniz?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Benim için en önemli miras uyguladığımız yöntemdir.
Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar savaşlar…
Irkçılık…
Milliyetçilik…
Ve ayrımcılık üzerinden birbirinden uzaklaştırılıyor.
Biz bunun tam tersini yapıyoruz.
İnsanları ülkelerine, dinlerine, kültürlerine ya da siyasi görüşlerine bakmadan ortak bir amaç etrafında bir araya getiriyoruz.
Uluslararası dayanışma yalnızca siyasi bir araç değildir.
İnsanlığımızı korumanın da tek yoludur.
İşte geriye kalmasını istediğim miras budur.
Editörün Notu
Azat Miftakhov, Rusya’nın Tataristan Cumhuriyeti’nde doğan bir matematikçi ve anarşist aktivisttir. 2019 yılında gözaltına alınan Miftakhov, uluslararası insan hakları örgütlerinin “siyasi saiklerle açıldığı” görüşünü dile getirdiği davalar sonucunda peş peşe hapis cezalarına çarptırıldı. 2026 yılında Rusya’nın en ağır ceza kolonilerinden biri olan Kharp’a sevk edilmesi ve burada işkence gördüğüne ilişkin iddialar, uluslararası kamuoyunda yeni bir dayanışma kampanyasının başlamasına neden oldu.
Fransa merkezli Solidarité FreeAzat, akademisyenler, sendikalar, insan hakları örgütleri ve sanatçıları bir araya getirerek Azat Miftakhov’un serbest bırakılması için uluslararası ölçekte çalışmalar yürütüyor.
Haber Nida olarak Marie-Laetitia Garric Gribinski’ye kapsamlı cevapları ve iş birliği için teşekkür ediyor; Azat Miftakhov’un davası ile ilgili röportajları önümüzdeki dönemde okurlarımızla buluşturmayı hedefliyoruz.























