DUK, UNPO konferansına ve Genel Kuruluna katıldı
Dünya Uygur Kongresi, Birleşmiş Milletler Temsil Edilmeyen Halklar ve Milletler Örgütü (UNPO) tarafından düzenlenen ve 2026 yılında “kendi kaderini tayin hakkını yeniden düşünmek” temasıyla gerçekleştirilen konferansa katıldı.
UNPO’nun 35. kuruluş yıl dönümünün de kutlandığı konferansta, örgütün kuruluş sürecindeki Uygur temsilinin tarihsel rolüne dikkat çekildi.
DUK’un aktardığı bilgilere göre UNPO fikri, 1991 yılında Lahey’de şekillendi. Örgütün kuruluş sürecinde dönemin Dünya Uygur Kongresi Başkanı Erkin Alptekin’in yanı sıra Tibet halkının temsilcisi Lodi Gyari, Estonya Kongresi’nden Linnart Mäll ve 14. Dalai Lama’nın uluslararası hukuk danışmanı Michael van Walt van Praag yer aldı.
Konferansın ardından Uygur delegasyonu, DUK çatısı altında UNPO Genel Kurulu’na katıldı. Genel Kurulda örgütün yeni yönetiminin belirlenmesi amacıyla seçim gerçekleştirildi.
Seçim sonucunda DUK Başkan Yardımcısı Zumretay Arkin, UNPO’nun yeni Başkanlık Divanı’nda görev yapmak üzere seçildi. Böylece Uygurların UNPO içerisindeki uzun yıllara dayanan temsil geleneğinin devam ettiği belirtildi.
OHCHR’nin Doğu Türkistan raporunun üzerinden dört yıl geçti
DUK’un haftalık brifinginde öne çıkan bir diğer başlık ise Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) Doğu Türkistan’daki insan hakları durumuna ilişkin raporunun dördüncü yıl dönümü oldu.
Dönemin BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet yönetimindeki OHCHR tarafından yayımlanan rapor, Uygurlar ve diğer ağırlıklı olarak Müslüman Türk topluluklarına yönelik ciddi insan hakları ihlallerine ilişkin bulgular ortaya koymuştu.
Raporda, Çin yönetiminin uygulamalarının “özellikle insanlığa karşı suçlar olmak üzere uluslararası suçlar teşkil edebileceği” değerlendirmesine yer verilmişti.
Dünya Uygur Kongresi, raporun yayımlanmasının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen Doğu Türkistan’daki durumun değişmediğini, aksine Uygur Türkleri ve diğer Türk halklarına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının sürdüğünü söyledi.
DUK, Çin yönetiminin kültürel, dilsel ve dini kimlikleri hedef alan politikalarının son dönemde de devam ettiğini belirterek uluslararası topluma daha somut adımlar atma çağrısında bulundu.
Yeni Etnik Birlik Yasası tartışması
DUK’un açıklamasında Çin’de 1 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni Etnik Birlik Yasası da gündeme getirildi.
Kongre, söz konusu yasanın Pekin yönetiminin “asimilasyon politikasını” daha da kurumsallaştırdığını ve Uygurların kültürel, dilsel ve dini kimliklerinin korunmasını zorlaştırdığını ileri sürdü.
DUK ayrıca yasanın 63. maddesinin Uygurlar, Tibetliler, Moğollar ve Çinli muhalifler başta olmak üzere yurt dışında yaşayan muhaliflere yönelik sınır aşan baskı politikalarını hukuki bir zemine oturttuğunu söyledi.
Dünya Uygur Kongresi, hükümetlere Uygurlar ve diğer Türk halklarının zorla geri gönderilmesini önlemek için diplomatik, hukuki ve ekonomik araçları kullanmaları çağrısında bulundu.
Kongre ayrıca şirketlerden tedarik zincirlerinde zorla çalıştırma ve insan hakları ihlallerini tespit etmek ve önlemek için daha güçlü mekanizmalar oluşturmalarını, sivil toplum kuruluşlarından ise BM İnsan Hakları Konseyi nezdinde daha etkili girişimlerde bulunmalarını istedi.
ABD’de Uygur zorla çalıştırma yasasının uygulanması gündemde
ABD’de ise Uygur Türkleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen zorla çalıştırma uygulamalarına karşı alınan tedbirlerin uygulanması konusunda yeni bir girişim gündeme geldi.
ABD Temsilciler Meclisi Çin Komünist Partisi’ne ilişkin Seçim Komitesi üyeleri, İç Güvenlik Bakanlığı’ndan (DHS) Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası’nın (UFLPA) uygulanmasına ilişkin bilgi talep etti.
Bipartisan nitelikteki mektupta milletvekilleri, DHS ve ABD Gümrük ve Sınır Koruma Birimi’nin (CBP), Çin’de zorla çalıştırma yoluyla üretildiğinden şüphe edilen ürünlerin ABD pazarına girmesini engellemek amacıyla yürüttüğü çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi istedi.
Soruşturmanın özellikle Uygurların zorla çalıştırıldığı iddia edilen üretim süreçleriyle bağlantılı ürünlere odaklandığı bildirildi.
Milletvekilleri ayrıca son dönemde dünya çapında büyük ilgi gören Labubu oyuncaklarını da gündeme getirdi. ABD’deki milletvekilleri, oyuncakların üretiminde kullanılan pamuğun Doğu Türkistan’daki zorla çalıştırma uygulamalarıyla bağlantılı olabileceğine ilişkin haberleri işaret ederek konu hakkında açıklama talep etti.
Joshua Wong için ağır hapis ihtimali
Haftalık brifingde Hong Kong’daki siyasi gelişmeler de yer aldı.
Hong Konglu demokrasi aktivisti Joshua Wong, 2020 yılında yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında “yabancı kuruluşlarla iş birliği” suçlamasını kabul etti.
Söz konusu suçun azami cezasının müebbet hapis olduğu belirtilirken, mahkeme ceza kararını daha sonraki bir tarihe erteledi.
Wong ve diğer aktivist Nathan Law, 2020 yılında yabancı hükümetler ve kuruluşlarla görüşerek Çin’e karşı yaptırım uygulanması yönünde lobi faaliyetleri yürütmekle suçlanmıştı.
Joshua Wong halen 2024 yılının sonlarında “yıkıcılık” suçundan aldığı dört yıl sekiz aylık hapis cezasını çekiyor. Mevcut cezasının 2027 yılının başlarında sona ermesi bekleniyor.
Wong, 2014 yılında Hong Kong’da gerçekleşen Şemsiye Hareketi protestolarının önde gelen isimlerinden biri olmuş, 2019’daki geniş çaplı demokrasi yanlısı gösterilerde de aktif rol almıştı.
İsveç’te Uygur temsilci bölgesel seçimlerde aday
DUK’un haftalık gündeminde İsveç’te 13 Eylül’de yapılacak bölgesel seçimler de yer aldı.
Dünya Uygur Kongresi delegesi ve İsveç Uygur Birliği Başkanı Bahtinur Abdurehim, Stockholm bölgesel seçimlerinde aday olarak yarışıyor.
Öğretmenlik yapan Abdurehim’in sağlık hizmetlerine erişim, kapsayıcı toplum ve toplumların dayanıklılığının güçlendirilmesi gibi konulara odaklandığı belirtildi.
DUK, Stockholm’de oy kullanma hakkına sahip seçmenlere Abdurehim’i destekleme çağrısında bulundu. Abdurehim, seçimde 18 numaralı aday olarak yer alıyor.
DUK’tan uluslararası topluma daha güçlü adım çağrısı
Dünya Uygur Kongresi’nin haftalık brifingi, Uygur meselesinin uluslararası platformlardaki gündemini bir kez daha ortaya koydu.
UNPO içerisindeki Uygur temsilinin devam etmesi, OHCHR raporunun dördüncü yıl dönümünde yapılan çağrılar, ABD’de UFLPA’nın uygulanmasına ilişkin Kongre girişimleri ve İsveç’te Uygur toplumundan bir adayın seçim yarışına katılması, DUK’un uluslararası alandaki faaliyetlerinin farklı boyutlarını oluşturdu.
DUK, Doğu Türkistan’daki insan hakları durumuna ilişkin uluslararası mekanizmaların daha etkin kullanılmasını, zorla çalıştırmayla bağlantılı ürünlerin küresel tedarik zincirlerinden çıkarılmasını ve Uygurların yanı sıra diğer Türk halklarının haklarının korunması için devletlerin daha somut adımlar atmasını talep ediyor.
Kongre, özellikle BM mekanizmaları, ulusal hükümetler, şirketler ve sivil toplum kuruluşlarının koordineli hareket etmesinin, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine karşı uluslararası baskının artırılması açısından kritik olduğunu vurguluyor.




















