Uygur Hareketinin yayınladığı basın açıklamasına göre, Çin’deki propaganda gösterileri “ulus birliği” iddialarını öne çıkarırken, gerçeklikte sistematik baskılar, kimlik silme politikaları ve insan hakları ihlallerinin örtüldüğü ifade ediliyor. Partinin kuruluş yılı olarak anılan bu tarih aynı zamanda, milyonlarca insanın susturulduğu, özgürlüklerinin elinden alındığı günlerle bağlantı kurulmasını da beraberinde getiriyor.
Açıklamaya göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping geçen hafta Uygur bölgesini ziyaret ederek “etnik özerklik sistemi”ni överken, “toplumsal istikrarın korunması”na vurgu yaptı. Ancak Uygur Hareketi bu ziyaretin baskıcı rejimi meşrulaştırma girişimi olduğunu söyledi. Şi’nin sözleri arasında “sistem tamamen doğru ve etkili” ifadelerine yer vermesi, insan hakları ihlallerinin devam edeceğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
Uygur Hareketi yaptığı açıklamada Uygur halkı, Çin yönetimi tarafından şu yöntemlerle maruz bırakılıyor: keyfi gözaltılar, zorla çalıştırma, zoraki kısırlaştırma ve kürtaj uygulamaları, dinsel haklara yönelik kısıtlamalar ve kimlik silme uygulamaları. Bu politikalar “soykırım ve insanlığa karşı suçlar” kapsamına giriyor.
Uygur Hareketi kurucusu ve İcra Direktörü Ruşen Abbas konu ile ilgili yaptığı açıklamada ise, “Çin’in bugün düzenlediği kutlamaların ardında baskı altında yaşayan sayısız insan var. Pekin’in bugün Uygur bölgesinde ve ülke genelinde sunduğu şey, otoriter bir rejimin kontrol iddiası ve bir birlik yanılsamasıdır. Gerçekte ise benim gibi aileler acı çekmeye devam ediyor. Kız kardeşim Dr. Gülşan Abbas, milyonlarca kişiyle birlikte haksız yere hapiste tutulmaya devam ediyor. Bu kutlamayı kabul etmek ya da bu kutlamaya katılmak, bu ihlallerin kontrolsüz bir şekilde devam etmesine izin vermek demektir.” dedi.
Uygur Hareketi, ayrıca uluslararası topluma somut adımlar çağrısında bulundu. Açıklamada, “söylemlerin ötesine geçilmesi, Çin hükûmetinin sistematik ihlallerinden sorumlu tutulması, sürekli küresel baskı ve insan haklarının korunması için somut tedbirler alınması” gerektiği vurgulandı.
Özetle, 1 Ekim kutlamalarının gölgesinde Uygur Hareketinin çağrısı; Uygur halkının maruz kaldığı baskıları artık görmezden gelmeyin, adalet ve hesap verebilirlik talebiyle harekete geçin yönünde. Bu açıklama, Çin’in millî kutlamaları ile zulmün örtülmesi stratejisinin ciddi biçimde sorgulandığını gösteriyor.

