(19 aile üyesi Çin’in soykırım suçunun doğrudan mağduru olan Uygur bir aktivist ve yorumcudan bakana açık mektup)
Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sjoerd Sjoerdsma, bugün yani 6 Temmuz 2026 tarihinde X (Twitter) hesabı üzerinden Çin ziyaretiyle ilgili resmi bir açıklama yaptı. Bu açıklama, uluslararası siyasette ilkeler ile çıkarların nasıl çatıştığı konusunda bizleri derin bir düşünceye sevk etmektedir. Bakanın geçmişteki mücadelesi ile bugünkü duruşu arasındaki bariz çelişki karşısında bu değerlendirme yazısını kaleme almayı bir vicdan borcu bildim.
Op handelsmissie naar China om de 🇳🇱🇨🇳bilaterale handelsrelatie verder te versterken. Samen met @VNONCW zet ik me ten volle in om de belangen van het NLse bedrijfsleven hier te behartigen. Ook kijk ik ernaar uit om mijn collega Wang Wentao te spreken. https://t.co/ZRbkL5LN85
— Sjoerd Sjoerdsma (@ministerBHOS) July 6, 2026
Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da soykırım politikalarını uygulamaya başladığı 2014 yılından bu yana, dünya siyaset sahnesinde akılalmaz pek çok olaya şahit olduk. İşte o şaşırtıcı olaylardan biri bugün Hollanda’da yaşanmaktadır. Hollanda Dış Ticaret Bakanı Sjoerd Sjoerdsma; ülkenin en büyük sanayici örgütü (VNO-NCW) ve ASML başta olmak üzere 17 büyük küresel şirketin temsilcilerinden oluşan bir heyetle, Çin ile “ikili ticari ilişkileri güçlendirmek” amacıyla Pekin ve Şanghay’a doğru yola çıkmaya hazırlanıyor.
Bu ziyaretin arkasında büyük bir siyasi drama gizlidir: Koltuk değişimi (milletvekilliğinden bakanlığa geçiş), bir siyasetçinin ilkelerini de değiştirir mi? Ticari çıkarlar, insan haklarından her zaman daha mı üstündür?
Sjoerd Sjoerdsma Kimdir? Dünün “Uygur Kahramanı”
Belki bazı okuyucular, bugünün Dış Ticaret Bakanı Sjoerd Sjoerdsma’nın geçmişini tam olarak bilmiyor olabilir. Kendisi, Hollanda’nın sosyal-liberal partisi D66’nın önemli bir üyesidir. 21 Şubat 2021 tarihinde, henüz bir milletvekili iken, Çin hükümetinin Doğu Türkistan’daki zulmüne karşı tarihi bir adım atmıştı. Meclise sunduğu önergeyle, Çin’in Uygurlara yönelik uygulamalarının resmen “soykırım” (Genocide) olarak tanınmasını sağlamıştı.
Hollanda Parlamentosunun bu kararı, diğer Avrupa ülkelerine örnek teşkil etmiş ve bir zincirleme reaksiyon başlatmıştı. Bu nedenle Sjoerdsma, Uygurların gözünde adaleti savunan, cesur bir “kahraman siyasetçi” haline gelmişti. Elbette bu hamle Pekin’in tepkisini çektiği için Çin hükümeti onu resmi “yaptırım listesine” aldı. Yıllar sonra, dün yaptırıma uğrayan o milletvekili, bugün kabineye girerek Dış Ticaret Bakanı oldu.
Bakan Sjoerdsma, Çin karşısında kendini korumak adına sessiz kalmayı seçebilir; ancak Hollanda Parlamentosu daha çok yakın bir tarihte — 21 Mayıs 2026’da — Milletvekili Stephan van Baarle’ın girişimiyle, bu ticari ziyareti doğrudan ilgilendiren iki tarihi kararı (Önerge: 21501-02-3409 ve 3410) büyük bir oy çoğunluğuyla kabul ederek hükümete net sorumluluklar yüklemiştir.
Bu kritik ziyaret öncesinde, söz konusu meclis kararlarını Bakan Sjoerdsma’nın önüne koyuyor ve kendisine şu can alıcı soruları yöneltiyoruz:
1. Meclisin 3409 sayılı kararı uyarınca, Uygur insan hakları meselesini açıkça dile getirecek misiniz?
Hollanda Parlamentosu 21 Mayıs tarihli 3409 sayılı kararında: “Hükümetin Çin’e gidecek ticari heyeti; Uygur insan hakları krizini ve zorunlu çalıştırma meselesini açık, net ve koşulsuz bir şekilde ikili görüşme gündemine taşımak zorundadır.” hükmünü koymuştur.
Sayın Bakan, Çinli mevkidaşınız Wang Wentao ile görüştüğünüzde, bu meclis kararı doğrultusunda Uygur soykırımını masaya yatıracak mısınız? Yoksa milyarlarca avroluk çip ticareti uğruna parlamentonun talebine göz yumup sessiz mi kalacaksınız?
2. 3410 sayılı karar gereğince, “bağımsız olarak denetlenemeyen” Uygur zorunlu çalışma ürünlerini yasaklayacak mısınız?
Parlamentoda kabul edilen bir diğer kararda (3410 sayılı önerge): “Avrupa Birliği’nin Tedarik Zincirinde Zorunlu Çalıştırma Yasağı (CSDDD) uygulanırken, bağımsız denetim yapılması imkansız olan bölgelerden (Doğu Türkistan) gelen ürünlere karşı en katı denetim ve kısıtlamalar getirilmelidir.” denmektedir.
Başkanlık ettiğiniz 17 büyük Hollandalı şirketin Doğu Türkistan ile olan gizli tedarik zincirlerini bu karar doğrultusunda sıkı bir şekilde denetleyip engelleyecek misiniz? Bir Dış Ticaret Bakanı olarak, şirketlerin Çin’den getirdiği “sahte denetim raporlarına” inanıp kör mü kalacaksınız, yoksa parlamentonun bu uyarısına kulak mı vereceksiniz?
3. Pekin’e ilkelerine sadık bir siyasetçi olarak mı gidiyorsunuz, yoksa maddi çıkarlara boyun eğmiş bir ticaret elçisi olarak mı?
Çin hükümeti geçmişte sizi “Uygurları koruduğunuz” gerekçesiyle yaptırım listesine almış ve ülkeye girişinizi yasaklamıştı. Bugün Pekin’in size bakan sıfatıyla vize vermesi ve kırmızı halılarla karşılaması; bakanlık koltuğuna oturduktan sonra eski duruşunuzdan vazgeçmiş olmanızın bir bedeli midir?
Retorik Çağrı
Batılı siyasetçilerin meclis kürsülerinden evrensel değerler ve insan hakları adına Pekin hükümetini eleştirirken sarf ettikleri o cafcaflı sözler ne anlama geliyor? Acaba o yüksek perdeden konuşmalar, sadece iktidar koltuğuna ulaşana kadar kullanılan birer siyasi basamak mıydı? Şimdi kabinede gerçek gücü elinizde tutarken, Çin ile olan ekonomik çıkarlar uluslararası hukuku ve insanlığın ortak vicdanını yutup yok mu edecek? Ticari anlaşmaların imzalandığı kalemin mürekkebi, Doğu Türkistan’da dökülen kan ve gözyaşından daha mı ağırdır?
Sayın Bakan Sjoerdsma, bu ziyaret sizin siyasi vicdanınızı ve sadakatinizi belirleyecek tarihi bir sınavdır. Hollanda Parlamentosunun resmi taleplerine ve kendi geçmişinizdeki adalet savaşçısı kimliğinize sadık mı kalacaksınız, yoksa bunları Pekin’deki ticaret sözleşmelerine kurban mı edeceksiniz?
Ben — 19 aile üyesi Çin hükümetinin soykırım suçunun doğrudan mağduru olmuş bir Uygur olarak — size bu acı soruları sorma hakkını kendimde sonuna kadar görüyorum. Siz bir zamanlar Uygur soykırımının diğer Avrupa ülkeleri tarafından da tanınmasına öncülük eden, bizim yanımızda duran bir siyasetçiydiniz.
Son Söz
Çok iyi biliniz ki, bugün Pekin’deki müzakere masasında sadece Hollanda’nın ticari çıkarları durmuyor; orada, dün sizin savunduğunuz insanlık onuru duruyor. Çinli yetkililerin gözlerinin içine bakarak benim 19 aile üyemin ve milyonlarca Uygur’un hakkını talep edebilecek misiniz?
Şimdi söz sırası sizde; dünya ve tarih, Pekin’deki her bir sözünüzü ve adımınızı yakından takip ediyor olacak!




