MAO’DAN ROTHSCHILD’A: ÇİN’İN YÜKSELİŞİNDE YAHUDİ SERMAYESİNİN ROLÜ VE DOĞU TÜRKİSTAN YANSIMASI

featured

Dünya kamuoyuna sunulan tiyatro basittir: Doğu ile Batı, Komünizm ile Kapitalizm, Pekin ile Londra savaşıyor. Ekranda sloganlar çarpışır, sınırlar çizilir, diplomatik krizler çıkarılır ve bayraklar çekilir.

 

​Oysa vitrindeki bu ideolojik savaşların ardında, yüzyıllardır değişmeyen tek bir kural işler: Sermaye, ideoloji tanımaz; sadece güvenli liman, ucuz maliyet ve yüksek getiri arar.

 

​”Çin komünisttir, Batılı bankerlerle bağı olmaz” illüzyonunu parçalayan tarihsel ve finansal gerçekler zincirine göz atalım:

 

​Afyon Savaşları ve Kutsal Sermaye (1838)

19. yüzyılda Qing Hanedanlığı Çin’i dış dünyaya kapılarını kapatmaya çalışırken, Hindistan’da üretilen afyonun Çin pazarına sokulmasını finanse eden ve “Doğunun Rothschildları” olarak bilinen ana aktör David Sassoon ve ailesiydi. Ancak bu devasa küresel ticaret ağının, Asya bankacılık altyapısının ve uluslararası kredilendirme mekanizmasının arkasındaki asıl rezerv finans gücü bizzat Rothschild hanedanıydı. Afyon Savaşları ile Çin’in limanları Batı sermayesine açılırken, İngiliz İmparatorluğu bayrak sallıyor; küresel bankerler ise Uzak Doğu’nun finansal mimarisini inşa ediyordu.

 

​Henry Kissinger ve Küresel Konsorsiyumun Jeopolitik Mimarisi

 

​Çin’in küresel sisteme entegre edilmesindeki en kritik siyasi ve stratejik sıçrama, Rockefeller ailesinin yakın çalışma ekibinden gelen Henry Kissinger’ın yürüttüğü operasyonlarla gerçekleşti.

 

●      ​1971 Gizli Pekin Ziyareti: Ulusal Güvenlik Danışmanı sıfatıyla Mao Zedong ve Çu Enlai ile masaya oturan Kissinger, Sovyetler Birliği’ne karşı bir denge unsuru olarak Çin’in Batı blokuna kapı aralamasını sağladı.

 

●      ​Sermaye ile Diplomasinin Evliliği: Kissinger’ın başını çektiği bu jeopolitik açılım, sadece devletler arası bir barış hamlesi değil; aynı zamanda Batı’nın devasa finans ve sanayi sermayesinin (Wall Street ve Londra merkezli fonların) ucuz Çin pazarına ve iş gücüne güvenle akmasının hukuki ve siyasi altyapısını kurdu. Diplomasi perdeleri arkasında Çin’in küresel sisteme entegrasyonu, Kissinger ekolünün tasarladığı “realpolitik” mimariyle örüldü.

 

​Soğuk Savaş’ın Ortasında Gizli Kanallar (1970’ler)

 

​Dünya, Mao Zedong dönemi Çin’ini “dış dünyaya tamamen kapalı, katı bir Marksist rejim” olarak tanıyordu. Ancak kapalı kapılar ardında işler bambaşka yürüyordu. 1973 yılında, henüz diplomatik ilişkiler bile tam tesis edilmemişken, Çin Halk Cumhuriyeti’ne gizli altın ve döviz kanallarını açan, Çin Merkez Bankası (PBOC) ile doğrudan ilişki kuran ilk Batılı finans kurumu N.M. Rothschild & Sons oldu. İdeolojiler kilit vururken, küresel bankacılık sistemi anahtarı çoktan dövmüştü.

 

​Çin’in Küresel Süper Güç Yapılması ve “Dünyanın Fabrikası” Projesi

 

​Çin’in mucizevi yükselişi ve teknolojik bir süper güce dönüşmesi, tek başına bir Marksist-Leninist rejimin başarısı değildir. 1980’lerden itibaren Wall Street ve Londra merkezli küresel sermaye, sanayi üretimini Çin’e kaydırma kararı aldı.

 

●      ​Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Üyeliği (2001): Batılı bankerlerin ve küresel yatırım fonlarının yoğun lobi faaliyetleriyle Çin, DTÖ’ye dahil edildi.

 

●      ​Teknoloji ve Sermaye Transferi: Batı’nın sanayi birikimi, ucuz iş gücü ve sıfır çevre denetimi vaat eden Çin’e akıtıldı. Pekin küresel üretimin üssü yapılırken, küresel sermaye hanedanları bu devasa üretim çarkının üst intifa hakkını topladı.

 

​Otomotiv Devinin Satın Alınması (2010)

 

​Çinli otomotiv devi Geely, İsveç’in gururu Volvo’yu 1.8 milyar dolara satın alarak Batı sanayisinin kalbine adım attığında, bu devasa birleşme ve satın alma (M&A) masasını kuran kimdi? Masanın başdanışmanı ve ana mimarı yine Rothschild danışmanlarıydı. Çin devlet destekli sermayesi ile Batı sanayisinin birleşimi, Londra’daki stratejistlerin kalemiyle imzalandı.

 

​Küresel Ortaklık: Çin Varlık Fonu (CIC) ve Londra Bankerleri

 

​Bugün yüzmilyarlarca doları yöneten Çin Varlık Fonu (China Investment Corporation – CIC), Batılı finans merkezlerinden bağımsız hareket etmez. Çin’in devasa ticaret fazlası, Londra ve New York’taki bankerler aracılığıyla küresel piyasalara dağıtılır, fonlanır ve yönetilir. Ortada bir düşmanlık değil; aynı kasayı yöneten küresel bir konsorsiyum vardır.

 

​Düğüm Noktası: Doğu Türkistan Kolonizasyonu ve Zorla Çalıştırma

 

​Bu küresel üretim çarkının en karanlık ve stratejik ayağı Doğu Türkistan’da yürütülmektedir. Doğu Türkistan, küresel finans ve tedarik zincirinde tesadüfi değil, sistematik bir kolonizasyon modeline tabidir:

 

●      ​Kuşak ve Yol Projesi’nin (BRI) Transit Üssü: Londra ve New York merkezli sermayenin Çin Varlık Fonu (CIC) üzerinden fonladığı trilyon dolarlık Yeni İpek Yolu projesinin kara ulaşımı, boru hatları ve lojistik geçiş kapısı Doğu Türkistan’dır.

 

●      ​Tedarik Zincirinde “Zorla Çalıştırma” (Forced Labor) Sütunu: Çin yönetimi, “Yoksullukla Mücadele” ve “İş Gücü Transferi” adı altında yüz binlerce Uygur Türkü’nü zorla çalıştırma kamplarına ve fabrikalara entegre etmiştir.

 

●      ​Batılı Markaların Gizli Tedarikçisi: Tekstil (dünya pamuk üretiminin %20’si), otomotiv (alüminyum parçaları) ve yenilenebilir enerji (güneş panellerinin ana hammaddesi polisilisyum) sektörlerinde küresel tedarik zincirlerinin temel bileşenleri Doğu Türkistan’daki bu zorla çalıştırma sisteminden beslenir. Ekranda insan hakları eleştirileri yükselirken, arkada küresel piyasalar için maliyetleri düşüren ucuz ve denetlenebilir iş gücü düzeni tıkır tıkır işlemektedir.

 

●      ​Manşetler halklar içindir; muhasebe defterleri ise sistemi yönetenler için. Ekranda ideolojiler, rejimler ve liderler çarpışır; ancak masanın altında aynı hanedanların ve küresel bankerlerin ortak bilançosu tutulur. Görünmeyen el, sanıldığı gibi piyasanın değil; sermayeyi ideolojilerin üstünde tutan kasanın elidir.

 ​KAYNAKÇA

 

1.     ​Sassoon, J. (2022). The Global Merchants: The Enterprise and Extravagance of the Sassoon Dynasty. Yale University Press.

 

2.     ​Ferguson, N. (1998). The House of Rothschild: Money’s Prophets 1798–1848 & The World’s Banker 1849–1999. Viking Press.

 

3.     ​Kissinger, H. (2011). On China. Penguin Press. (Henry Kissinger’ın ABD-Çin yakınlaşmasını, 1971 gizli temaslarını ve küresel stratejik entegrasyonu bizzat kendi perspektifinden anlattığı temel eser).

 

4.     ​Zenz, A. (2023). “Measuring Non-Internment State-Imposed Forced Labor in Xinjiang”. Journal of Human Trafficking, 9(4), 1–28.

 

5.     ​Congressional-Executive Commission on China (CECC). (2020). Global Supply Chains, Forced Labor, and the Xinjiang Uyghur Autonomous Region. U.S. Government Publishing Office.

 

 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!